« Önceki | Sonraki »

İşte Kadın ve Erkek Beyninin Farkları



Ne kadar farklıyız?
Mesela kadınlar günde ortalama 1 defa seks düşünürken, erkekler 58 saniyede bir düşünüyor.

Anne karnındaki sekiz aylık bebeğişn vücudu testosteron hormonu salgılamaya başladığından itibaren beyni kadın beyninden farklılaşmaya başlıyor.

Kadın beyni, iletişim ve hisleri etkileyen hücreleri üretirken erkek beyni hücreleri seks ve harekete geçme güdülerinin geliştiği bölümlerde yoğunlaşıyor. Kadınlar 20 bin kelime kullanabilirken, erkekler 7000 kelime kullanabiliyor. Kadınlar günde ortalama 1 defa seks düşünürken, erkekler 58 saniyede bir düşünüyor.

Kadınların beyni erkek beynine göre yüzde 9 daha küçük ama erkek beyni ile aynı hücrelere sahip. Sadece beyin hücreleri birbirine daha yakın. Kadınların duygu ve hafıza kaydetme hücreleri erkeklere göre daha büyük. Erkeklerde agresif olmayı tetikleyen hücreler kadınlara göre daha büyük ve daha çabuk beyine iletiliyor.

Kaynak :
http://kadin.superonline.com/haber/2008/10/20/65088.html

Sinan Aydemir

Yorum (yok) Yorum yaz!

"Kadınlar niye çok yiyor?"


Kadınların beyin yapıları kimyasal açıdan daha fazla dengesizliğe sahip. Bu nedenle obezite sorunuyla daha fazla karşı karşıya kalıyorlar.
Kadınlar erkeklerden daha fazla yemek yiyor.
Obezite sorunu yaşayan kadınlar üzerinde yapılan araştırmalar, bu sorunla başa çıkmak zorunda kalan birçok kadının beyinlerinin doygunluk hissi yaratan bölümlerinde kimyasal bir tür dengesizliğin var olduğunu ortaya koyuyor.

Çünkü beyinleri doygunluk hissini daha geç algılıyor. Bu da daha fazla yemek yemelerine neden oluyor. Beyin bedeni yemekle ödüllendirme uyaranlarını geç idrak ettiği için bu sürede daha fazla yeme ihtiyacı hissediyorlar. Bu durum da kilo problemi yaratıyor.

Yaklaşık bir yıldır devam eden araştırmaların sonucunda bazı kadınların neden daha büyük porsiyonları tercih ettikleri ve ara öğünleri sıklaştırdıkları ortaya kondu.

Beslenme uzmanları yine de obezitenin en büyük nedenlerinden birinin hareket eksikliğinden ve gereğinden fazla kalori almaktan kaynaklandığını belirtiyorlar.

Araştırma ayrıca kadınların çikolatalı milkshake gibi yüksek kalorili içeceklere erkeklerden daha çok ilgi duyduklarını ortaya çıkardı. Kadınların beyinlerindeki yeme, içme gibi zevkli aktivitelerde oluşan 'ödül' uyaranlarına daha çok ilgi duydularını belirten uzmanlar kadınların kendilerini mükafatlandırmak için daha fazla yemeğe sarıldıklarını da söylüyorlar.

Bilim dünyasında bu kimyasal uyaranlara 'dopamin' adı veriliyor. Sonuç itibariyle kadınlar kendilerini mutlu hissetmek için daha fazla oranda dopamine gerek duyuyor.

Kaynak:
http://www.ekolay.net/haber/haber.asp?pid=9&haberid=570373&ver=23

Yorum (yok) Yorum yaz!

Ünlü Gazeteci-Yazar Ayşe Arman, zayıflama kampından bildiriyor:

Obezistan

İnternete bağlanmak için laptop’umu açtım.

"Ağ bağlantılarını görüntüle"ye bastım.

Sonra "Kablosuz" u seçtim.

O da ne!

Liste karşımda:

Obezistan 1.

Obezistan 2.

Obezistan 3.

Haliyle gülüyorum, kendileri koymuş bu ismi.

Doğru söze ne denir.

Burası Obezistan.

Ben de zayıflamak için burada olan insanlardan biriyim.

* * *

Eski Uludağ Otelleri’ni andırıyor.

Öyle minimalist, uçuk kaçık, jilet, acayip modern bir yer değil yani Muzaffer Kuşhan’ın Zayıflama Kampı.

Biraz insan "A bu muymuş!" oluyor.

Artık sağlıkla ilgili yerlerin bile dekorasyon dergilerinden fırlamış gibi görünmesine alıştık ya, burası öyle değil, Zen-Men, Yin-Yang yok.

Ama inanılmaz temiz bir yer.

İğrenmiyorsun, rahatsız olmuyorsun, "Ben buraya ait olabilirim" hissine kapılıyorsun.

Tanıdık gelen bir tarafı var.

80’lerdeki evlerimiz gibi.

* * *

Buranın da bir Kont Drakula’sı var.

Ama sevilen bir Kont Drakula.

Fakat korkuyor da millet ondan.

Çok yüz göz olamayacağın, hep aranda bir mesafenin kalacağı, daima işinin başında bir adam, o işte Dr. Muzaffer Kuşhan. Bir kere diyetisyen filan değil, adam harbi doktor, hatta cerrah, anladığım kadarıyla da ona diyetisyen denmesine sinir oluyor.

Benim tabii daha ilk günüm, ama ilk tespitim şu: Bir mekana ismini veren, markayı yaratan kişi, sabah-akşam orada olacak, yok öyle işleri delege etmek, arada sırada uğramak, geçerken bakıvermek... Kont Kuşhan onlardan değil. Hayatını bu işe vakfetmiş. Kampın yanında yaşıyor. Evinden bile kameralarla bu merkezi takip edebiliyor, söylüyor da, personel yeteri kadar temiz çalışıyor mu diye mutfağı gözlüyorum, uyumadan önce de lobiye bakıyorum herkes yatmış mı diye.

İnsanda disiplin ve otorite hissi yaratıyor.

"Burası benden sorulur!" diyor. Her şeye, her duruma hakim. "Kurallara uymazsan, gözünün yaşına bakmam, atarım seni buradan" diyor.

Bu tuhaf bir şekilde bu işe yarıyor.

Aksayan yanları olsa bile, yıllardır var bu merkez ve hep ayakta duruyor.

Millet korkuyla karışık ona saygı duyuyor.

"Demek ki bu iş böyle yapılmalı, sahibi başında olmalı!" diyorsun.

Aslında her iş öyle değil mi?

Metabolizmanın hızını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim

Dakika bir gol bir. Tartılıyorsun...

Bir sürü testler yapılıyor, elinde bir sağlık karnen oluyor ve her sabah bu tartılma tekrarlanıyor, yeni kilon not ediliyor.

Günün en müthiş anı bu!

Herkes heyecan içinde neticeyi bekliyor. Çünkü ne kadar kilo verdiysen, o kadar başarılısın. Takdir edilmen ya da cezalandırılman buna bağlı. Sonra bir anons.

"Dikkat dikkat, orman yürüyüşü!"

7 kilometre. Bayıldım, öldüm, bittim.

Ama yorgunluktan değil, manzaranın güzelliğinden. Gökyüzünü göremiyorsun bile o kadar güzel, müthiş patika yollar...

Bir de Eşek Yokuşu var.

Orası kestirme, 15 dakika kazandırıyormuş, ama yapmaya kalkışanlar enseleniyormuş. Bu arada yürüyüş esnasında başımızda bir doktor var.

Yürüyüşün temel konuları şunlar: Yemekte ne var, dünden beri kaç kilo verdin ve metobolizman ne kadar hızlı...

Metabolizma hızını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim!

* * *

Ben çok genç insanlarla birlikte yürüdüm, 17-18 yaşındalardı...

Her yeri denemiş aileleri. Son durakları burası olmuş. Bu arada en çok Kont Kuşhan’ın dedikodusu yapılıyor ama seviyorlar onu biraz baş öğretmen ya da lise müdürü ya da babaları gibi görüyorlar. Rahatlıkla buranın dizisi çekilebilir. Herkesin kendine özgü müthiş bir öyküsü var.

Gelirleri de tahmin edeceğiniz gibi ortalamanın üstünde insanlar.

Çünkü ucuz bir yer değil, fiyatları öğrenmek istiyorsanız internet sitesine girin.

Sonra yuvaya geri dönülüyor. Ve herkes salona geçiyor Bilimsel Toplantı’ya.

Kont Kuşhan bütün herkesin sağlık karnesine bakıyor, "Hmmmm dünden beri şu kadar kilo vermişsin aferin!" ya da "Hiç verememişsin yakışıyor mu sana, ne yaramazlık!" diyor.

Günün en çok kilo vereni ödüllendiriliyor, ödül de alkış ve Kont’un iltifatları. Ama bazıları cezalı, onlar şok diyet uygulayacak, şok diyet üç öğün meyve. Derhal itirazlar yükseliyor, "Bu akşam makarna var ne oluyor yapmayın. Şok’u yarın yapayım!" Kont "Hayır" diyor.

Sonra pış pış herkesi "Aktivite"ye yolluyor.

Ben tüyebilir miyim diye "Alya’yı merak ettim, bir odaya bakayım" diye vınlıyorum.

Odadayken zrrrrrrr telefon.

"Aktivite’ye bekleniyorsunuz!"

Gittim bir de orada can verdim.

Yedik cezalıyız,biz suç ortağıyız

Beni bu ilk günde en çok etkileyen neydi biliyor musunuz?

Birileriyle birlikte bir şey yapmak. O "Aktivite odası" dedikleri yerde, fittness yani, hepimiz bir arada spor yaptık.

Amacımız da aynıydı, zayıflamak. Bir örgüte üye olmuşum gibi hissettim kendimi, topluca suç işliyormuşuz gibi ya da topluca suç işlemişiz de cezamızı çekiyormuşuz gibi, herkes birbirine gizliden selam çakıyor, gülümsüyor, bir sürü insan koşu bandında yan yana, sıra sıra, bir sürü insan bisiklet çeviriyor. Etrafında spor salonunda gördüğün gibi ultra bedenler, kaslı adamlar, kadınlar yok, herkes sana benziyor. Kendini acayip iyi hissediyorsun.

Ortada step- aerobik gibi bir şey yapıyorlar, sonra ben de katıldım onlara, sonra da pilates, yoga karışımı takıldık.

Spor hocaları mükemmel.

Alona ve Deniz Hoca.

Alona Moldovalı ve çok iyi Türkçe konuşuyor 8 yıldır Kont Kuşhan’la çalışıyor, bu da ne kadar istikrarlı bir yer olduğunu gösteriyor.

Sevişmek, sarılmak, öpüşmek yasak

Burası disiplinli bir yer ya, bir kaç da yasak var.

Sarılmak yasak, öpüşmek yasak, sevişmek yasak. Gizlice odalarda buluşmak yasak. Yeni bir aşk yaşamak yasak. Olmuş çünkü öyle vakalar. Kont önce duruma el koymuş, sonra kapıya koymuş. Evli değilsen, buraya birlikte gelmemişsen aşk-seks-meks yaşayamıyorsun. Sebebini Kont şöyle açıklıyor: "Buraya gelenlerin yüzde 85’i kadın. Adam bana karısını, kızını emanet ediyor, hıyanet edemem..."

Yiyecek çalmaya kalkışırsan da güle güle. Çünkü insanlar yapıyormuş, başkasının tabağından, dışarıdan, bakkaldan, çakaldan. Onların verdiğinin dışında yemek yemeğe kalkıp da yakalanırsan yandın. Ya yapacaksın enselenmeyeceksin ya da yaptığında kapı dışında konmayı göze alacaksın.

Kurallara uymayanlar da gidiyor. Çünkü ötekilere kötü örnek oluyor. "Ben yürümeyeceğim" deme hakkı yok. Kont’un buna da tahammülü yok. "Kurallar böyle, yersen!" diyor.

Şişmanlığa Veda Partisi

Hilda Keşişoğlu. 36 yaşında. Kapalı Çarşı esnafı. Yani kuyumcu. Çok pozitif, güler yüzlü, komik, sevimli bir kadın. Hilda, Alman ismi ama kendisi Ermeni. Dükkanının adı da Ahtamar. Van Gölü’nde Ermeni kızla Müslüman erkeğin aşkını anlatan bir efsane vardır ya, oradan.

Kafasına koyuyor "Ben zayıflayacağım" diyor.

Önce 5 Temmuz’da "Şişmanlığa Veda Partisi" yapıyor. Ve Kont Kuşhan’ın kliniğine yatıyor. Buraya yatabilmek için de bankadan 15 milyar kredi alıyor.

Böyle çılgın bir kadın.

Bütün Kapalı Çarşı da kilo verip dönmesini bekliyor.

44 günde tam 14 kilo vermiş.

"Artık obez grubundan fazla kilolu grubuna inmişim" diyor.

Annesi 118 kiloymuş.

Anneanne de öyle.

Bizi "Kurban olayım şunun tadına bir bak diye diye mahvettiler" diye anlatıyor.

Ama o vazgeçecek gibi değil, daha da kilo verecek, minik etek giyecek...

HAMİŞ: Alya son derece keyifli, benim yazıyı bitirip onunla yüzmemi bekliyor. O, bizim yemekten yemiyor tabii. Personelin yemeğinden yiyor. Kont Kuşhan’ın beyaz minik köpeğini merak ediyor. Bir de bana "Neden buradaki herkes şişko?" diye soruyor.

Kaynak : http://www.ucankus.com/yazar.asp?YID=1720

Derya YİĞİTTÜRK

Yorum (yok) Yorum yaz!

Kadınların 7 Günahı

Kadınları kıskacı altına alan, azı karar çoğu zarar 7 günahın ne olduğunu öğrenmek ister misiniz?

TEMBELLİK

Gün içinde hiç bitmeyen stres ve yaşadığımız gerginlikler... Bunlar bir zaman sonra bizim sürekli her şeyden şikayet etmemize neden oluyor. Gün içinde sürekli oradan oraya koşturan bedenimiz, akşam olduğunda da aynı tempoda devam edemiyor. Bir yerden sonra iflas ediyor. Hangimiz çok yoğun tempolu bir iş gününden sonra akşam 1 saat egzersiz yapıyoruz mesela? Akşamımızı faydalı uğraşlarla geçirmek yerine ne yapıyoruz? Televizyon kumandasını elimize alıp saatlerce o dizi senin, bu film benim tembel tembel oturup akşamımızı öldürüyoruz.

MERAK

Sevgilimize, arkadaşımıza sorduğumuz soruların hiçbir zaman ardı arkası kesilmez. Her zaman onlarla ilgili daha çok şey öğrenmek ve bizimle ilgili ne düşündüklerini bilmek isteriz. Hangimiz en yakın arkadaşımızın veya sevgilimizin günlüğünü karıştırmadık ki? Veya onun e-posta kutusuna girip maillerini okumadık ki? Eğer bunları yapmasaydık bize hazırlanan sürpriz doğum günü partilerini veya arkadaşlarımızın bizim hakkımızdaki gerçek düşüncelerini nasıl bilebilirdik ki zaten?

AÇGÖZLÜLÜK

Her zaman daha çok ve daha leziz yemekler isteriz. Söz konusu olan eğer tatlıysa asla hayır diyemeyiz. Bir dilim çikolatalı pasta tüm cazibesiyle karşımızda dururken ve bize 'beni yersen daha enerji dolu ve çekici olacaksın' diye haykırırken bizim onu reddetmemiz mümkün mü? İstediğimiz kadar tok olalım… Virgina Woolf'un ne dediğini hatırlayalım: 'İnsan yemek yememişse, iyi de düşünemez, sevişemez, uyuyamaz'

GURUR

Tabii ki hepimiz değerliyiz. Dolayısıyla da gururluyuz! Bir parça gurur egomuzu tatmin etmek için de her zaman ideal, aşırıya kaçmamak kaydıyla tabii ki! Unutmayın, kendinizi ne kadar çok severseniz, dış dünyaya da aynı ölçüde kendinizi sunarsınız. Başkalarını sevmeden önce kendinizi sevmelisiniz. Ki başkaları da sizi sevsin…

DEDİKODU

Dedikodu yapmak kendimizi çok iyi hissetmemize neden olur. Her zaman konuşacak bir şeyler bulmamızı sağlar. Başkalarını çekiştirmek bizi mutlu eder. 'Ben dedikodu yapmayı sevmem' diyen insanların bile aslında dedikodu yaptığını ve büyük bir haz aldığını da görürüz. Dedikoduyu kiminle yaptığınıza dikkat etmelisiniz. Unutmayın yerin kulağı var! Size tavsiyemiz asla samimi olan iki kişiden biriyle diğerini çekiştirmemeniz. Bir gün sonra her ikisi de size düşman olabilir.

ALIŞVERİŞ

Canınız çok sıkıldığında, keyfiniz kaçtığında ne yaparsınız? Genellikle alışveriş değil mi? 1 alana 1 bedava ayakkabı kampanyalarından hangimiz hiç giymeyeceğimiz bir ayakkabıyı almadık ki? Veya yüzde 50 indirim kampanyalarına kanarak yüzde 50 tasarruf ettiğimizi düşünerek neler neler almadık ki! Yeni kıyafet satın almanın bizi daha mutlu yaptığı tartışmasız bir gerçek! Hatta terapiye gitmenize bile gerek yok. Dertlerinizden kurtulmanız için alışverişe çıkmanız yeterli! Alışverişe çıktığınızda sadece indirimde diye ürünler almayın. İşinize yarar mı yaramaz mı diye düşünün. Sonra kararınızı verin! Yüzde 50 indirimde diye normalde hiç giymeyeceğiniz bir gömleği almaya gerek var mı? Bizce yok!

KISKANÇLIK

Kıskançlık her insanın doğasında var. Az veya çok… Mesela sevgiliniz hem yakışıklı, hem seksi, hem de eğlenceliyse onu kıskanmamamız mümkün olur mu? Tabii ki hayır! Onu boğmayacak şekilde hafif kıskançlığa evet. Ancak onun sizden nefret etmesine neden olacak davranışlara da hayır! Öncelikle kıskanç olduğunuzu kabul edin. O duygularla yaşarken, kıskançlığınızı reddetmeniz size hiçbir şey katmayacaktır. Sevgilinize şöyle bir cümle kurabilirsiniz mesela. 'Sevgilim benim kıskanç olduğumu sen de biliyorsun. Şule'nin senin çevrende dolaşarak sana kur yapmasından rahatsız oluyorum.' Tüm geceyi mide ağrılarıyla geçirmektense sevgilinizle açık açık konuşmanın faydalı olacağını düşünüyoruz.

 

Kaynak : http://eglence.superonline.com/2008_03_06/haber__EDT32240_23.html

 

Sinan Aydemir

Yorum (yok) Yorum yaz!

Erkekleri Eriten Kadınlar

Erkekleri sadece seksi kadınların erittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz! İşte erkekleri eriten kadının özellikleri

Islak dudaklar, yumuşak eller, bakımlı kadınlar

* Dudak parlatıcalarının yapışkanlığından şikayet etmesine aldırmayın, aslında ıslak görünümlü parlak dudaklar tüm erkekleri cezbeder, sizi öptükçe öpesi gelirler! Her zaman yanınızda dudak parlatıcısı taşımanızda fayda var!

* Kadınların yumuşak ve mis kokulu elleri erkekler için vazgeçilmezler arasındadır. Ellerinizin her zaman bakımlı ve mis kokulu olmasına özen gösterin.

* Bakım için tonlarca para döktüğünüzden yakınsalar bile, bakımlı kadınlara bayılırlar! Güzelliğinizden asla ödün vermeyin!

Özverili, başarılı ve anaç kadınlar

* Kadınların eşyalarına gösterdikleri özen, erkeklerin gözünde sadakat ve özveri simgesidir. İlişkinize gösterdiğiniz özveriyle ne kadar sadık ve güvenilir olduğunuzu anlamasını sağlayabilirsiniz.

* Yaşantısının her alanında başarılı, ne istediğini bilen ve yardım sever kadınlar erkekleri cezbeder.

* Çocuklarla iyi anlaşan ve onları seven kadınlar erkekleri etkiler.

Zevkli ve ince düşünceli kadınlar

* Erkeklerin zevklerine ve alışkanlıklarına anlayış gösteren kadınlar, onlar için daha vazgeçilmezdir.

*Hatırlamaları için erkekleri zorlamadığınız sürece, özel anlarınıza dair tarihleri es geçmemeniz onlar için etkileyicidir.

*Arkadaşlarının ve başkalarının yanında söylemediğiniz sürece, özel hitaplarla ona seslenmeniz erkekleri çok etkiler.

Teslimiyetçi ve duygusal kadınlar

*Bazen, erkeklerin kadınlarla kasten inatlaştıklarını unutmamak gerekir. Kimisi inatlaşan kadınları çok çekici bulurken, kimisi de çocuk gibi küsen kadınları çok şirin bulur.

* Kadınların koruyucusu gibi hissetmek erkekler için gurur verici bir davranış olduğundan etkileyicidir.

* Eleştirmelerine rağmen kadınların duygusallıklarını yansıtabilmeleri onlar için önemlidir çünkü hiçbir erkek duygularını rahatça ifade edemez.

Özenli ve çekici kadınlar

* Giyimlerinden, yemeklerine kadar onlara özen gösteren kadınlar erkekler için etkileyicidir. Bu, ilişkilerine ne kadar özen gösterdiklerinin bir işaretidir.

* Erkeklerin kalbine giden yol, boğazlarından geçer. Özenerek hazırladığınız yemekler, onlar için vazgeçilmez olmanızı sağlayabilir.

* Evde temizlik veya yemek yaparken bile onların gözünde çekici olduğunuzu biliyor muydunuz? Sebebi gayet açık, doğal halinizlesiniz.

Sağduyulu ve çocuksu kadınlar

* Her ne kadar kadınların ilgi alanlarından anlamasalar da, kadınların bu konulardaki sağduyusu birçok erkek için etkileyicidir.

* İşte bir klasik: Erkeklerin çoğu ilk bakışta kadınların kalçalarından etkilenir.

* Sürprizler karşısında kadınların yüzünde beliren çocuksu tebessümler ve gözlerinin parıldaması erkekler için vazgeçilmezdir.

Çekici ve cezbedici kadınlar

* Cinsel hayatınızda baştan çıkarıcı olsanız bile, erkeklerin aslında şehvetin habercilerinden (imalı bakışlar ve sözler gibi...) etkilendiklerini unutmayın.

* Onlar için özenle seçtiğiniz çamaşırları baştan çıkarıcıdır.

* Erkekler hastalıkları boyunca başlarından ayrılmayan kadınları sever.

Zevkli, doğal ve güvenilir kadınlar

* Birçok erkek, gömleğini veya tişörtünü kadınların üzerinde görmekten çok hoşlanır.

* Özel eşyalarını emanet ederek onlara duyduğu güveni belli eden kadınlar, erkekleri etkiler.

*Yapmacık hareketlerden kaçınan, kendisi olan kadınlar erkeklerin beğenisini kazanır!.

 

 

Kaynak : http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?tarih=02.02.2008&Newsid=159980&Categoryid=7

 

Sinan Aydemir

Yorum (yok) Yorum yaz!

Kadın Olmanın 30 Yararı

İşte size, kadın olmanın en iyi 30 yönü!

1- Erkek kıyafetleri giydiğimizde kimse bize dönüp bakmaz.

2- 'Damsız girilmez' yazısı bizim için hiçbir şey ifade etmiyor.

3- 'Kas yapacağım' diye kasmamıza gerek yok.

4- Kas gücü gerektirecek işleri zevkle yapacak birilerini her zaman buluruz.

5- Dünya yerle bir olsa da, önce kadınlar ve çocuklar!

6-Çirkin bile olsak kendimizi makyajla güzelleştirebiliriz.

7- Sünnet olmayız.

8- Kısa boy mu? Topuklu ayakkabılar ne güne duruyor?

9- Yaşımız ne olursa olsun sokakta gezinirken pamuk helva ve elma sekeri yiyebiliriz.

10- Her sabah tıraş olmak zorunda değiliz.

11- Genellikle istediğimizi almamamız için söylememiz yeterlidir.

12- Blue-jean'lerimizin çeşitli kısımları diğer taraflarına göre dengesiz biçimde beyazlamaz.

13- Bebeklik albümlerimiz sırtüstü çıplak resimlerimizle dolu değil.

14- Horlamıyoruz.

15- Birbirimize beklenmedik şakalar yapma adetimiz yoktur.

16- Arada bir yemek yapabilir, kötü de olsa herkese yedirebiliriz.

17- Tükürmeyiz...

18- Ayaklarımız kokmaz.

19- Sevinince, üzülünce, korkunca çığlık atabiliriz.

20- Aradığınız adresi, kaybolmadan önce sormayı akıl edebiliriz.

21- Hayatımızın hiçbir döneminde kravat takmak zorunda değiliz.

22- Aksesuar kullanabiliyoruz.

23- Yağmurda şemsiyesiz kalmayız.

24- Kol saatimizin aynı zamanda hesap makinesi,barometre, termometre ve radyo olması şart değil.

25- İstemezsek hesap ödemeyebiliriz.

26- Yürürken ceplerimizden bozuk para, anahtar, çakmak vs. sesleri gelmez...

27- Gece, şartlar ne olursa olsun evimize bırakılırız...

28- Toplu taşıma araçlarında ayakta kalmayız.

29- İstediğimiz her yerde ve her koşulda ağlayabiliriz.

30- Kel olmuyoruz

 

Kaynak : http://magazin.superonline.com/2008_01_30/haber__EDT29297_17.html

 

Sinan Aydemir

Yorum (1) Yorum yaz!

Simbiyotik Misiniz?

Simbiyotik ilişkiler, aslında hiçbirimizin yabancı olmadığı bir kavram... Birbirine bağımlı ilişkileri tarif etmek için kullanılıyor. Bu çiftler genellikle tuvalete bile birlikte gider. Bu, her iki tarafın da isteğiyle mi olur bilinmez ama her şeyi birlikte yapma gayretlerinden dolayı aslında bir süre sonra ilişkilerini çıkmaza sokarlar.

İKİ FARKLI KİŞİLİK VAR

Psikolojik danışman Pınar Toker simbiyotik ilişkilere sıkça rastlandığını söylüyor:

'Bağımlılık ile bağlılık kelimeleri içerik olarak sıklıkla karıştırılıyor. 'Biz birbirimize çok bağlıyız' sözü acaba 'Biz birbirimize bağımlıyız' anlamına mı geliyor? Kadınlar, 'Kocam ben olmadan çorabını bile bulamaz!' derken, neden içten içe keyiflenirler? Bunun nedeni; ailede kurulan bağımlı ilişkilerin evlilikte de sürdürülmeye çalışılmasıdır.'

Yani kısaca; ailede öğrenilenler, ilişkileri yüzde 100 etkiliyor. Konunun bir başka boyutu da bir ömür boyu birlikte olmak için imza atarken, hayatların da tek bir hayat olarak birleştirildiğini düşünüyor olmak. Oysa ortada iki farklı kişilik ve iki farklı insan var. Bu insanlar evlilik çatısı altında birleşseler de, her birinin kendine ait hayatları olması gerektiği unutuluyor. Kendine ait bir hayat kuramayan kişiler, eş olarak gördüğü kişinin kendine ait bir hayatı olmasını da kabul edemiyor. Bunu ihanetle eşdeğer görebiliyor. Kendini yetersiz hissedebiliyor. Evlilik, insanın özgürlüğünü kısıtlayan bir kurum. Bireysel hareketin sınırları makul ölçülerde olmadığı takdirde kurum bundan zarar görüyor.

Ancak, evliliğin kadın ve erkeği tek vücut, tek hayat haline getirdiği sanrısına düşmek de evliliği çıkmaza sokuyor. Birbirini kısıtlayarak, kısır bir döngünün içine girenler, evliliğin korkunç baskısını taşıyamayarak bir süre sonra çıkış yolunu farklı yerlerde aramaya başlayabiliyor.

DİĞERLERİ TEHDİT...

Pınar Toker, insanların yaşamlarında merkeze aldıkları bazı değerler olduğunu ve bu merkezlerin bağımlılık boyutunda yaşanabildiğini söylüyor:

'Bunlara eş bağımlıları da eklenebilir. Bu kişiler, hayatlarının ortasına eşlerini koyarlar. Eşleri kendilerinden bile önemlidir. Onun için yaşar, onun da kendisi için yaşaması gerektiğini düşünürler.'

Simbiyotik ilişkilerde Pınar Toker'in dikkat çektiği bir nokta çok ilginç. Toker, eş merkezli yaşayan insanların diğer insanları potansiyel tehdit olarak gördüklerini söylüyor:
'Onlar genellikle, birileri araya sızıp ilişkinin dengesini bozacakmış gibi hissederler.'

Yani bir iş arkadaşı, eve girip çıkan bir misafir; eşlerden birinin takdirini kazanırsa, diğeri için artık o kişi düşman sayılabilirmiş.

 

Kaynak : http://haber.superonline.com/2008_01_07/haber__EDT28026_7.html

 

Sinan Aydemir

Yorum (yok) Yorum yaz!

Yeni Yılın Yıldızı Siz Olun

Kutlamaya giderken nasıl makyaj yapacağınızı düşünmeyin! Bilmeniz gereken her şey bu yazıda!

Yeni yıl için güzelliğinizi ortaya çıkaran bir makyajın püf noktaları..

Nemlendirici: Nemlendirici mutlaka olmalı. Fondöten öncesinde cildinizi hazırlar. Cildinize biraz nemlendirici sürdükten sonra fondöteni daha kolay uygularsınız.

Fondöten: Yüzünüze açık renk bir fondöten uygulayabilirsiniz. Sünger kullanabilir ya da parmak uçlarınızla uygulayabilirsiniz.

Pudra: Pudra her zaman ihtiyaç duyabileceğiniz, her zaman çantanızda bulundurmanız gereken bir malzeme. Gece sona ermeden önce biraz ışıltıya ihtiyacınız olabilir. Yüzünüzün tamamına sürdüğünüzden ve pudra kutunuzun kapalı olduğundan emin olun.

Allık: Yen yıl gecesi inci parlaklığında bir allık kullanın. Yüzünüze ve elmacık kemiklerinize dikkatlice sürün. Bu yüzünüzü olduğundan daha ince gösterebilir. Yeni yıl akşamı daha parlak görüneceksiniz.

Kaşlar: Kaşınız az ise seyrek yerlere koyu bir kalem uygulayabilirsiniz. Hafifçe uygulamanız yeterli. Renk seçimi kaş renginizle aynı olmalı.

Göz Farı: Yeni yıl gecesi pembe ya da kayısı rengi bir far kullanmayı tercih edebilirsiniz. Önce bu renklerden birini, sonra daha ince bir şekilde gümüş rengi far kullanabilirsiniz. Son olarak her gözünüzün köşesine biraz daha pembe ya da kayısı rengi uygulayabilirsiniz.

Erik rengi ya da yumuşak kahverengi tonları kırışıklıkları da gözlerinizin nefes almasını sağlar. Erik rengiyle pembe far, kahverengi ile kayısı farı tercih edin.

Liner: Bitirici bakışlar için liner kullanmalısınız ancak uygularken dikkatli olmalısınız. Liner'lar kolayca uygulanabilir ancak ufak bşr hatada hemen dağılabilir.

Maskara: Kirpiklerinizi daha uzun göstermek için siyah maskara kullanın ancak uygulama sonunda biraz pırıltı ekleyin. Her hangi bir kozmetik mağazasında bulabilirsiniz.

Ruj: Yeni yıl gecesi tüm gözler üzerinizde olacak, bu yüzden kolayca silinmeyecek renkleri ve ürünleri tercih edin. Likit ruj fırçası ile derin bir gül pembesi ya da şeftali rengi ruj uygulayın. Daha çok farlak görünmesi için biraz parlatıcı kullanabilirsiniz.



http://www.hurriyet.com.tr/kadin/7922755.asp?gid=159&sz=34176

Sinan Aydemir

Yorum (yok) Yorum yaz!

Erkek Nasıl Pervane Olur?

Erkekler kadınların çevresinde nasıl pervane edilir işte bunun yolları:

Ulaşılmaz olan (sosyal, duygusal, cinsel, zihinsel, coğrafi vs. açılardan) kadınlar zaman zaman adeta dünyanın her köşesinden erkeğin kendilerine doğru çekildiğini hissederler. Sanki erkeklerin kilometrelerce öteden alabilecekleri güçlü bir koku yaymaktadırlar. Aşağıda beş adımda anlatılan felsefeyi uygulamaya başlarsanız, çok geçmeden siz de hoş erkeklerin çevrenizde pervane olduğunu göreceksiniz...

Telefon beklediğiniz ayağına yatın. Çok sayıda erkekten telefon beklediğiniz izlenimini verin. Sizin arayış içinde olan değil de aranan bir kadın olduğunuzu bilsin.

Kadınların partilere hazırlanmaları erkeklerden daha uzun sürer. Erkeklerin de ilişkiye hazırlanmaları kadınlardan daha uzun sürer. Her iki taraf da aceleyi sevmez. İçinizdeki duyguları olduğu gibi açığa vurmakta acele etmeyin. İlişkiye her zaman yumuşak bir giriş yapmak en iyisidir.

Birbirinizden ayrı geçirdiğiniz vakitlerle ilgili muğlak, gizemli bir hava yaratan açıklamalarda bulunun.

Birlikte olduğunuz kişilerden bahsederken arkadaşım , onlar gibi işin rengi açığa vurmayan öznelerden yararlanın.

Yataktan önce en az üç buluşma kuralına her zaman uyun.

Erkeklerin en üst limitinin üç buluşma olduğunu akıldan çıkarmayın. Sizi elde etmek ne kadar zorsa, karşılığında alacağınız ödül de o kadar büyük olacaktır!

Ulaşılmaz kadın rolünü sonuna kadar oynayın.

Her zaman onun erişemediği bir şeyler bırakarak daha fazlasını istemesini sağlayın. Birlikte gittiğiniz bir partide tam havaya girecekken Külkedisi gibi mekanı terk edin. Telefondaki muhabbetin eğlence dozu tam kıvamındayken konuşmayı sonlandırın.

Kaynak : http://magazin.superonline.com/2007_12_03/haber__EDT25704_17.html

 

Sinan Aydemir

Yorum (1) Yorum yaz!

Kadın Çağırırsa Gidilir...

Bundan 2 bin yıl önce Galile'de, yerin epey altında bir zindanın ağır kapısı açıldı. İçeride sakalları epey uzamış, yorgun bir adam zincire vurulmuş yatıyordu. Açılan kapıdan içeri genç bir kız girdi.

Zindanda zincire vurulmuş adam, dinler tarihine 'Vaftizci Yahya' diye geçecek olan çok ünlü bir kişiydi.
Galile'de, daha İsa'nın adı duyulmadan önce herkese onun geleceğini haber veren kişiydi.
'Mesih geliyor ve hepinizi kurtaracak' diyerek buna inananları vaftiz ediyordu.
Onu ziyarete gelen genç kız ise Kral Hirodes'in yeğeni Salome'dir.
Salome, zindandaki bu ünlü erkeği çok merak etmiş ve gizlice görmeye gelmiştir.
Gördüğü an o erkeğe áşık olur.
Vaftizci Yahya ise ona hiç karşılık vermez.
'Dışarı Babil'in kızı. Tanrı'nın seçilmiş kuluna sakın yaklaşma' diye bağırır ve onu kovar.
Salome ise onu şiddetle arzulamaktadır.
'Bırak, hiç olmazsa bir kere dudağını öpeyim' der.
Yahya aynı öfkeyle cevap verir:
'Asla; Sodom'un kızı; asla...' İstediği erkeği öpemeyen Salome, reddedilmenin verdiği öfkeyle oradan çıkar.
Bu reddediliş, birkaç saat sonra, insanlık tarihinin görebileceği en tutkulu kadın intikamına yol açacaktır.
Reddedilen bir kadının nelere kadir olduğunu, bütün erkeklere gösteren müthiş bir intikam...

* * *

O akşam sarayın üst katlarında büyük bir ziyafet vardır.
Kral Hirodes, Roma temsilcilerinin de katıldığı bir ziyafetle yaş gününü kutlayacaktır.
Hirodes, bir süre önce üvey kardeşi Herod Philip'i öldürmüş, onun eşiyle evlenmiştir.
Evlendiği kadının Salome adlı çok güzel bir kızı vardır.
Geç saatlerde içkinin etkisiyle kendinden geçen Kral Hirodes, Salome'den önünde dans etmesini ister.
Salome reddeder.
Genç kızın güzelliğinin etkisiyle kontrolünü iyice kaybeden kral, ona akıl almaz vaatlerde bulunur.
Hatta ülkenin yarısını vereceğini söyler.
Salome sonunda kabul eder.
Ayakkabılarını çıkarır, yedi tüle sarınır ve dans etmeye başlar.
Dansın her bölümünde tüllerden birini atar.
Sonunda üzerinde tek tül kalır ve biraz daha dans ettikten sonra onu da atar.
İnsanlık tarihinin belki de en ünlü striptizi yapılmıştır.
Kral bir süre bu muhteşem genç kızı seyreder ve 'Dile benden ne dilersen' der.
Derin ve meraklı bir sessizlik salona iner.
Gözler Salome'ye döner.
Genç kız, iktidarının doruğa ulaştığı bu anı büyük bir hazla uzatır.
Annesine bakar. Misafirleri küçümseyen gözlerle süzer.
Etrafındakilere böcek muamelesi yapan gözler, sonunda aynı umursamazlık ve emin ifadeyle krala döner:
'Bana gümüş bir tepside Vaftizci Yahya'nın başını getirin...'

* * *

Meraklı sessizlik bir anda endişeli mırıltılara dönüşür.
Kral korkar. Bir din adamının başını almayı istemez.
Salome ise gövdesinin erkekte yarattığı zaafı zafere çevirmekte kararlıdır.
Şehvetin esir aldığı kralın yapabileceği bir şey kalmamıştır.
Emir verilir. Vaftizci Yahya'nın kanlı başı gümüş bir tepsi içinde getirilip Salome'nin önüne konur.
Salome, üç dört saat önce kendisini reddeden erkeğin başını eline alır ve onunla konuşmaya başlar:
'Tutkumu ne seller, ne büyük denizler söndürebilir.
Bir prensestim, beni aşağıladın. İffetliydim, damarlarımı ateşe verdin.
Aşkın gizemi, ölümün gizeminden daha büyük.'

Sonra oradakilerin hayret dolu bakışlarına hiç aldırmadan, reddeden erkeğin kesik başını kendine doğru çeker ve ağzından öper.
İntikam ayini şu cümlelerle bitecektir:
'Dudaklarında acı bir tat var. Bu, kanın tadı mı?'
Ölü dudaklar hiç kımıldamazken, Salome onun da cevabını verecektir:
'Hayır, belki de aşkın tadıdır...'

Oscar Wilde'ın senaryosu olan Salome için Ertuğrul Özkök pazar günü Hürriyet gazetesinde ki köşesinde şu yorumu yaptı:

Sık sık yazıyorum. Kadın beni korkutur.
Tutkusu ise ürpertir.
Ama bütün erkekler gibi benim de elimden bir şey gelmez...
O yüzden tavsiyem şudur:
Kadın çağırırsa gidilir...

Kaynak : http://haber.superonline.com/2007_10_15/haber__EDT22842_7.html

 

Sinan Aydemir

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki | Sonraki »