« Önceki | Sonraki »

Olasılıksız

Bir sabah, yıllardır görmediğiniz bir arkadaşınızı düşünerek uyandınız. Bir saat sonra, onunla sokakta karşılaştınız. Sizce bu sadece bir tesadüf mü, yoksa çok daha farklı bir anlamı olabilir mi? Siz hiç Loto’da büyük ikramiyeyi kazanmadınız. Ama birileri kazanıyor. Hem de sürekli! Onlar sizden daha mı şanslılar?

Şans nedir gerçekten? İçinizde bütün parayı kırmızıya yatırmanız gerektiğini söyleyen bir his var. Bu his bir öngörü müdür? Yoksa daha fazlası mı?

Yolda gidiyorsunuz. Kafanızı çevirip yandaki küçük parkta baktınız ve bir anda bu anı daha önce de yaşamış olduğunuzu hissettiniz. Evet, Deja Vu. Sizce nedir Deja Vu; Geçmiş mi, rüya mi yoksa geleceği mi görüyorsunuz? Eğer siz de kontrolün kimde olduğunu merak ediyorsanız, ‘OlasılıkSız’ tam size göre bir roman..

Kaynak:http://kitap.antoloji.com/olasiliksiz-kitabi/

Yorum (0) Yorum yaz!

Yanılmışım Tanrı Varmış


Son yıllarda Batı'da Tanrı, ateizm, inanç, din kavramları etraflıca tartışılıyor. Richard Dawkins'in ünlü Tanrı Yanılgısı kitabından sonra bu tartışmalar daha da alevlendi. Tanrı vardır diyenlerle yoktur diyenler doğa  bilim  ve tarihteki çeşitli olayları değerlendirerek görüşlerini ispatlamaya çalışıyorlar.

Son dönemde tüm dünyada en ses getiren çalışma ise Antony Flew'in Yanılmışım Tanrı Varmış kitabı oldu. Antony Flew hayatının büyük bir bölümünde ateizmin bilinen felsefi savunucularının en önemlisiydi. Ama ateizm fikrinden cayan Flew artık Tanrı'nın varlığına inandığını ve Tanrı yoktur demenin hiçbir anlamı olmadığını ileri sürüyor.

Yanılmışım Tanrı Varmış çalışma hayatının büyük bir bölümünde ateşli bir ateist olan ünlü bir filozofun evrenin zekice tasarımına ve dolayısıyla Tanrı'nın varlığına inanmaya başlamasının ilgi çekici ve okunmaya değer bir hikâyesi.


Kaynak:
http://kitap.antoloji.com/yanilmisim-tanri-varmis-kitabi/

Yorum (0) Yorum yaz!

Vücütlarınıda İsteyeceğiz...

Hayatımız boyunca duyduğunuz bütün sesler arasında en az tanıdığımız,daha doğrusu hiç tanımadığımız tek ses, kendi sesimizdir. Başka sesler bize birçok şeyi hatırlattığı halde kendi sesimiz bize hiçbir şey hatırlatmaz. Sesimiz, hafızamızda tek bir ışık bile yakmaz.
Kendi sesimiz bize yabancıdır
Kendi kokumuzu da alamayız.
Kokumuz da yabancıdır bize.

Bu kadar yakın olup da sesine ve kokusuna yabancı olduğumuz tek insan kendimiziz. Belki de bu yüzden kendimizi tanımayız. Belki de bu yüzden bir başka insanın sesine ve kokusuna bu kadar çok ihtiyaç duyuyoruz. Belki de bu yüzden aşık oluyoruz. Belki de, bir başkasının sesini ve kokusunu kendi sesimizin ve kokumuzun yerine koymaya, bir başkasının sesini ve kokusunu bir parçamız gibi hissetmeye aşk diyoruz. Belki de, sevdiğimiz insanın sesine doğru akıp gitmemiz, aslında kendimize doğru yaptığımız bir yolculuk.

Kendi sesimize ve kokumuza hafızamızda yer yok.
Biz kendimize yabancıyız.
O yüzden başkalarının sesiyle sevinip, başkalarının sesiyle acı duyuyoruz.
Aşkı aramak, hep kendi sesimizi, kendi kokumuzu aramak belki.
Hafızamızda bizi dolaştıracak bir kılavuzu bulmaya çalışmak.
Terkedildiğimizde duyduğumuz acı, bir parçamızı kaybetmekten.
Terkettiğimizde ardımızda bıraktığımız keder, terkettiğimiz insanın sesini ve kokusunu kendimizle birlikte götürerek geride bıraktığmız boşluktan.

Aşkı yaşarken bunu hiç bitmeyeceğini sanmamız, bize bağışlanan büyük yanılgı sonucu, aşık olduğumuz insanın sesini ve kokusunu kendi parçamız sanmamızdan.

Sesler ve kokular olmasa geçmişimiz olmazdı.
Sesler ve kokular olmasa aşklar olmazdı.
Sesler ve kokular olmasa acılar ve sevinçler olmazdı.

Aşk kendimizin sandığımız bir sesin ve kokunun aslında bize ait olmadığını, bir başkasının sesi ve kokusu olduğunu anladığımız zaman bitiyor. Yanıldığımız sürece aşığız biz.

Seslerini kokularını istediklerimizin, vücutlarını da isteyeceğiz. Seni seviyorum dediğimizde, sen benim sesim ve kokumsun demek isteyeceğiz. Kendi hafızamızda başkalarının sesleri ve kokularını kılavuz yapıp dolaşabileceğiz ancak. Kendi geçmişimize ancak başkalarıyla ulaşabileceğiz.

Aşk tanrısı, dünyayı yanılın emriyle yaratacak.
Hep yanılacağız.
Hep yanılıp yanıldığımız için hep acı çekeceğiz.
Ama sevinçlerimizi de bu yanılgıya borçlu olacağız.
Yanıldığımız sürece seveceğiz.
Sonra yanıldığımızı anlayacağız.
Ve gidip yeniden yanılacağız

 

Ahmet Altan

 

Sinan Aydemir


 

Yorum (0) Yorum yaz!

Vasiyetimdir...

Bir evimiz olsun,
Yeşil kırlarda değil,
Van’ın soğuk ve
Karlı dağlarında olsun,
Seninle kardelenlerin
Mutlu açışını seyredelim..
Olur da sen gelemezsen,
Olur da ben vurulursam
Bu karlı dağlarda
Şehit olursam,
Seni bu dünyada
Can’sız bırakırsam eğer,
Sana vasiyetimdir,
Mezarıma bir tane
Kardelen dik sevgilim..
 
Mr Can Akın
 

 

Yorum (0) Yorum yaz!

Fakultelerde Sesler Yankı Yapıyor

 

Yer Davut pasa yıldız teknik kampusu 2007 yılı acık ogretım butunleme sınavları o gune kadar calısmamıs ve hepsınden kalan ben.

Uzun sure soru kagıdı cevap bakısması (okuz-tren) ardından on sıra 4
yandakı kızın soru kagıdının aynı oldugunu farketmem ve kızı ızlemeye almam
bılmem sız gordunuzmu ama ben gormedım calısmayan bırının sınavda soguk soguk ter doktugunu ılk cevabını baz alarak ıkı sagı ıkı solu sıstemı ıle
a,b,c,d,e sıklarını kestırebılıyordumkı sılmek ıcım sılgım olmadıgını farkettım cunkı almamıstım dısardakı iett bayıgındekı adam 2.50 ytl ye
tahta kalem (H2B) kalemtras sılgı satıyordu pazarlık sonucu kalemı 75ykr ye aldım yandakı kız ımdadıma yetıstı ve sılgısını aldım herkez soru cozuyor bırısı habıre sılıyor masanın bozuk ayaklarından cıkan ses ve sureklı sılen
bırı hemen dıkkat cekmıs olmalı.

 

Sonuc olarak onune don ıkazı alan ben ondekı kızın hırcın gozlerle bana donup bakması bırde yetmezmıs gıbı salon gorevlısının kızı yerınden alıp baska yere koyması cevremdekilerin suratında hafif bi gülümseme neysekı 28 tane yaptıgım yanıma kar kaldı :) sınav sonucu burdan duyurucam.2008 yılında sınava gırıceklere basarılar.

 

Sinan Aydemir

Yorum (0) Yorum yaz!

Zordur Zorda Gülmek

Gazeteci Oğuz Güven, Zordur Zorda Gülmek kitabında 12 Eylül'den traji komik hikayeleri anlatıyor. Güven'in 78 kuşağının yaşadıkları üzerine odaklanan kitabının genişletilmiş ikinci baskısı çıktı.

Bir gazetecinin kaleminden 78 kuşağını anlatan bu kitap, aynı zamanda Türkiye'nin en çalkantılı  dönemine de ışık tutuyor.

Yazar Can kozanoğlu kitabı, “... Resmi hüküm bir yana, haklarında gayrıresmi hüküm verilirken de ya “içeride”ydiler, ya fazlasıyla şaşkındılar. Oysa malum hüküm verilirken haksızlığa uğramıştılar. Çünkü… Oğuz, “çünkü”nün devamını gülümseme tonunda anlatıyor…” diye tanımlıyor.

 Cumhuriyet Gazetesi yazarı Hikmet Çetinkaya'nın kitap hakkındaki değerlendirmesi de şöyle:

“... 78 kuşağı, hüzünleri ve sevinçleri birlikte yaşadı; ölümleri gördü, kalleşlikleri... Oğuz Güven, “Zordur Zorda Gülmek” kitabında sevgiyi, hüznü, umudu, umutsuzluğu anlatıyor. Seveceksiniz.”

 Ve kitapta "12 Eylül 1980 – Acının tablosu" şöyle sıralanıyor:

 * 650 bin kişi gözaltına alındı.

 *1 milyon 683 bin kişi fişlendi.

 * Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.

 *7 bin kişi için idam cezası istendi.

 *517 kişiye idam cezası verildi.

 * Haklarında idam cezası verilenlerden 50’si asıldı (18 sol görüşlü, 8 sağ görüşlü, 23 adli suçlu, 1'i Asala militanı).

 * İdamları istenen 259 kişinin dosyası Meclis’e gönderildi.

 * 71 bin kişi TCK’nin 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılandı.

 * 98 bin 404 kişi “örgüt üyesi olmak” suçundan yargılandı.

 * 388 bin kişiye pasaport verilmedi.

 * Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi.

 *144 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.

 * 14 kişi açlık grevinde öldü.

 * 16 kişi “kaçarken” vuruldu.

 * 95 kişi “çatışmada” öldü.

 *73 kişiye “doğal ölüm raporu” verildi.

 * 43 kişinin “intihar ettiği” bildirildi.

 * 30 bin kişi “sakıncalı” olduğu için işten atıldı.

 *14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı.

 * 30 bin kişi “siyasi mülteci” olarak yurtdışına gitti.

 * 300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.

 *171 kişinin “işkenceden öldüğü” belgelendi.

 * 937 film “sakıncalı” bulunduğu için yasaklandı.

 *23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu.

 *3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verildi.

 *400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi.

 * Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi.

 * 31 gazeteci cezaevine girdi.

 * 300 gazeteci saldırıya uğradı.

 * 3 gazeteci silahla öldürüldü.

 * Gazeteler 300 gün yayın yapamadı.

 * 13 büyük gazete için 303 dava açıldı.

 * 39 ton gazete ve dergi imha edildi.

 

Kaynak : http://www.hurriyet.com.tr/kultursanat/7272675.asp?gid=180&a=778232

 

Sinan Aydemir

Yorum (0) Yorum yaz!

Can Akın - Be Your Self - Sen Nasıl ?

 

Kaynak : http://www.youtube.com/watch?v=ccuetHK-jLM

 

Sinan Aydemir

Yorum (0) Yorum yaz!

BENİM YOLUM

Hayatı dolu, dolu yaşadım...
Her yolu baştan sona dolaştım
Ve dahası, çok daha fazlası,
Hepsini keyfimce yaşadım,

Pişmanlık mı? Var elbette biraz...
Ama sözü edilmeyecek kadar az!
Hep yapmam gerekeni yaptım...
Ve hepsine istisna olarak baktım.

Evet, oldu bazı zamanlar...
Eminim hatırlayacaksınız!
Çiğneyebileceğimden fazlasını,
umarsızca ısırmıştım!

Ama bütün bunları yaşarken
Şüpheler beni sardığında
Yuttum hemen o lokmayı,
Ve tükürüverdim dışarı!

Yüzleştim yaşadığım her şeyle
Ve ayaklarım hep yere bastı
Keyfimce yaptım her şeyi
Sevdim, güldüm, ağladım...

Kaybetmekten payımı fazlasıyla aldım!
Ve şimdi... Gözümün yaşları dinerken
Hepsini gülümseyerek hatırlıyorum,
Şöyle bir düşündüm de geçmişi

Bütün bunlar.
Utanç duymadan anlatılır mı?
Utanç mı?
Hayır, hayır, bu ben değilim!

Ben hayatı keyfimce yaşadım..

Çeviri  CAN AKIN

Yorum (0) Yorum yaz!

Harika Dünyamız...

Ben yeşil ağaçları ve kırmızı gülleri görürüm
Ben çiçekleri benim için ve sizin için görürüm
Ve dünyanın ne kadar harika olduğunu düşünürüm.

Gökyüzünün maviliğini ve beyaz bulutları seyrederim
Aydınlık kutsal gün, karanlık kutsal gece
Ve dünyanın ne kadar harika olduğunu düşünürüm

Gökyüzündeki gökkuşağının renkleri çok güzel
Yoldan geçen ,insanların yüzlerinde
Memnun oldum diyen arkadaşça selamlaşmayı görürüm
Onlar gerçekten birbirlerini seviyorlar.

Bebeklerin ağlayışlarını ve onların büyümelerini izlerim
Asla benim bilemeyeceğim şeyleri öğreniyorlar
Ve dünyanın ne kadar harika olduğunu düşünürüm
Ve ben dünyanın harika olduğunu biliyorum.

ÇEVİRİ ; Mr Can Akın

Yorum (0) Yorum yaz!

Karamsar

Uğurlar olsun uğurlar olsun

Hüzünlü bulutlar yoldaşın olsun

Bir keskin kalem bir kırık gözlük

Yürekli yiğitlere hatıra olsun

 

 

Yaktım geçmişime dair her şeyi

Sevdiklerim ama sevilmediklerim

Sevildiklerim ama sevmediklerim

Yaktım geçmişime dair ne varsa

 

Yoksulluğu herkes paylaşır ama zenginliği sadece kendisiyle paylaşır insanlar

Fakirken daha mutluydu sanki bu halk. Şimdi zengin mi, hayır değil.

Ama eskiden daha kolay göze alınabiliyordu her şey,

Çünkü herkes eşit derecede paylaşıyordu yokluğu,

Zenginler zaten belliydi, ticaret erbabıydı, holdinglerdi. Yanlış anlaşılmasın, fakirlik edebiyatı yapmıyorum ve övgü düzmüyorum. Ve fakat insanların mutluluk katsayısının düştüğünü görüyor ve kahroluyorum.

Herkesin, doğru ya da yanlış, kendi meşrebince bir ideolojisi vardı

Şimdi tek ideoloji “para kazan da nasıl kazanırsan kazan, tüket de nasıl tüketirsen tüket”

Evet maalesef zenginlik paylaşılmıyor! Lafta birçok zenginimiz oldu ve fakat her ne haltsa işsizlik 25 milyon civarında, suç aldı başını gidiyor. Gasp, soygun, cinayet gani!

İnsanlar mutsuz. Sanal bir tüketim ortamı var. Tüket de nasıl olursa olsun, ne pahasına olursa olsun. Olmayan bir zenginlik içinde, zenginmişiz gibi tüketmemiz isteniyor ve bu bizleri mutsuzluğa itiyor. Çünkü tüketecek bir katma değerimiz yok ki! Ne üretiyoruz ki tüketeceğiz

Kredi kartlarımızla , “olmayan” paralarımızı tüketiyoruz

Bankalardan aldığımız kredilerle, sisteme çalışan bireylere dönüşüyoruz.

Nasıl ödeyeceğiz bu paraları

Sistem hepimizi içine çekiyor kara delik gibi, kaçamıyoruz

Işığı bile çekip içinde yok eder ya kara delik, o misal!

Kimsenin bir amacı yok aldığı kredileri, kredi kartı borçlarını ödeyebilmek dışında.

Hiçbir şey üretmeyen işlerle işkolik olduk.

Allah aşkına işinizden 1 - 2 dakika başınızı kaldırın.

Gözlerinizi kapatın ve düşünün.

Şu anda yaptığınız şey nedir? Ne üretiyorsunuz insanlara faydalı olabilecek ? bir fikir mi? Bir alet mi? Nedir yani?

Başka bir soru; nereye kadar devam edeceksiniz böyle?

“hele bir emekli olayım yeter” mi diyorsunuz? Yoksa “ölene kadar”cılardan mısınız?

Evet,farkındayım bir nostalji kumkuması oldum bu yaşta. İşte bu yüzden ben bir “hayatbeceriksizi”yim ya! Ne yapayım abi, beceremiyorum ben bu hayatı, bu haliyle. Etrafıma baktığımda her geçen gün daha fazla mutsuz ve daha da kötüsü umutsuz insanlarla dolduğunu görüyorum ülkemin

 

Ozcan Demir

 

Yorum (1) Yorum yaz!

« Önceki | Sonraki »