« Önceki | Sonraki »

Fast500 listesine 20 Türk şirketi girdi

Deloitte'un Avrupa, Ortadoğu ve Afrika bölgelerinde teknolojinin en hızlı büyüyen 500 şirketinin yer aldığı Fast500 listesine 20 Türk şirketi de girdi.



Londra'daki tarihi Kriket Kulübü'nde dün akşam gerçekleştirilen törende, açıklanan listede 20 Türk şirketinin de isimleri yer alırken, bu şirketlerden Phonoclick 2003-2007 yılları arasındaki yüzde 3031'lik büyümesiyle 37., Ce Bilgi İşlem İletişim ve Teknoloji Hizmetleri yüzde 2890 büyüme oranıyla 40., Bilgi Sistemleri Sanayi ve Dış Ticaret Limited şirketi ise yüzde 1942 büyüme oranıyla 79. sıradan listeye girdi.

Geçen yıl Fast500 listesine 19 şirketle girebilen Türkiye'den bu yıl ayrıca MCD Telekom 111., Birim Bilgi Teknolojileri Ticaret A.Ş 151., Digital Planet 152., STM Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret A.Ş 195., Sestek 206. oldu.

Listede yer alan diğer Türk şirketleri ise şöyle sıralandı:

''Treda Bilişim Teknolojileri A.Ş (210),

Estore Elektronik Ticaret ve Sanal Mağaza Hizmetleri A.Ş (218),

Banksoft (230),

Elsys Consulting Services (237),

Borusan Telekom ve İletişim Hizmetleri A.Ş (295),

Ereteam It Services&Consulting (325),

Sigma Danışmanlık ve Uygulama Merkezi A.Ş (346),

Hitit Bilgisayar Hizmetleri Dış Ticaret Limited Şirketi (373),

Promena Elektronik Ticaret A.Ş (385),

Ekspertim Yönetim ve Bilişim Sistemleri Danışmanlık Eğitim ve Ticaret A.Ş (444),

Nexum Boğaziçi (469),

Kont Bilişim Teknolojileri ve Diş Ticaret A.Ş (484).''


Deloitte Teknoloji Fast500 Avrupa, Ortadoğu, Afrika 2008 sıralamasına giren 20 Türk teknoloji şirketinden 14'ü yazılım alanında faaliyet gösteriyor.

Avrupa, Ortadoğu ve Afrika bölgesinde 23 değişik ülkeden firmaların yer aldığı listede ilk 5 firma şöyle:

''Tunderhead LTD-İngiltere (yüzde 28565 büyüme oranı),
Albumprinter-Hollanda (yüzde 21952 büyüme oranı),

Ubisense-İngiltere (yüzde 15324 büyüme oranı),

Morphic Technologies-İsveç (yüzde 10839 büyüme oranı),
Nextvolution-Almanya (10207 büyüme oranı)''


Kaynak: http://finans.mynet.com/newsDetail.asp?typec=AnaSayfaHaberler&id=O1227693998184&date=26Kasim2008&type=anasayfa

Yorum (0) Yorum yaz!

Uzmanlar krizi değerlendirdi

Yapı Kredi Kredi Kartları ve Tüketici Kredileri Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı Nazan Somer, "Ekonomik büyümenin yavaşlaması ve satın alma gücündeki düşüşe bağlı olarak 2009’da sektör olarak kredi kartı harcamalarındaki büyümenin yüzde 20’ler civarında kalacağını belirterek "Kriz ortamında kredi kartları ve taksitle alışveriş uygulaması kurtarıcı olmaya devam edecek. Bankalar taksitli uygulamalar yoluyla ödeme riskini üstlenerek perakende sektörüne destek olmayı sürdürecek" dedi.



Yürekli Danışmanlık tarafından düzenlenen ve Yapı Kredi Worldcard’ın ana sponsor olduğu Marka Konferansı’nın öncesinde yapılan panele Nazan Somer’in yanı sıra Yapı Kredi Baş ekonomisti Cevdet Akçay ve Adidas Yönetim Kurulu üyesi ve Genel Müdürü Haluk Özmutlu katıldı.

"KREDİ KARTI KURTARICI OLACAK"

Nazan Somer, konuşmasında kredi kartı harcamaları ile ilgili bilgi verirken, bankaların krize güçlü girdiklerini belirterek şunları söyledi:
" 2001’de yıllık kredi kartı harcaması toplam 17 milyar YTL iken bu rakam şimdi 190 milyar YTL gibi çok büyük bir düzeye çıkmış durumda. Geçen yıllarda yüzde 40-50 büyüdüğümüz zamanlar oldu. 2008’de biz yüzde 30 civarında bir büyüme bekliyoruz. Kriz ortamı nedeniyle 2008’in ikinci yarısında bir azalma olmasaydı bu yıl için hedefimiz yüzde 37 gibi bir büyüme oranıydı. 2009 için yüzde 20 civarında bir büyüme bekliyoruz.

Kredi kartı, harcamaları zamana yayması ve bütçeye uygunluk yaratması açısından kriz ortamında da önemini koruyacaktır. Kriz ortamında perakende sektörü ve bankalar olarak birbirimize daha çok ihtiyacımız var. Taksit uygulaması tek başına olmasa da hala çok önemli bir enstrüman. Talep azalması ve talep ertelemesinin oluşacağı bir dönemde de taksit kredi kartları için kurtarıcı olmaya devam edecek."

"GERİ ÖDEME SORUNLARI ÖNEMLİ MİKTARA ULAŞMAZ"

Somer, kriz nedeniyle işşizliğin ortaya çıkması halinde kredi kartlarının bundan nasıl etkileneceği yönündeki bir soruya "Kredi kartları yasal olarak ciddi bir düzenleme altında. Limit artırımı, taksit uygulamaları konusunda sıkı düzenlemeler var. Ayrıca kredi kartı kullanıcıları daha bilinçli durumdalar ve bütçelerini daha iyi yönetiyorlar. Belirli bir dönemde kredi kartları harcamalarına ilişkin bir geri ödeme riski olursa geçmişte olduğu gibi bankaların vadeleri yayarak kredi kartı kullanıcılarının ödemelerini kolaylaştırmaları söz konusu olabilir. Biz banka olarak toplam büyüklük içinde bu tür geri ödeme sorunlarının çok düşük miktarda kalacağına inanıyoruz" dedi.

EKONOMİST AKÇAY: "BANKACILIK KRİZİ BİTTİ, EKONOMİK KRİZ YENİ BAŞLADI"

Panelde genel ekonomi ve küresel krizle ilgili değerlendirmeler yapan Yapı Kredi Başekonomisti Cevdet Akçay, bankacılık krizinin alınan önlemlerle bittiğini, finansal krizin kısmen devam ettiğini, ekonomik krizin ise yeni başladığını söyleyerek şunları kaydetti:

"Her ülke kendi ölçeğinde paketler açıklıyor. Ekonomik krizin 9 ay ile 1 yıl arasında bir süre alacağını tahmin ediyoruz. Bence bu kriz liderlik için iyi bir fırsat yaratmış durumda. Obama bu anlamda doğru liderlik fırsatı yarattı ABD için. Ben ABD’den ümitliyim. Avrupa’nın performansı ise daha yorucu geliyor. Bu nedenle krizden ABD hızla uzaklaşırken, AB’nin biraz daha geç çıkacağını bekliyorum"

"KRİZ MUSON YAĞMURU GİBİ, HERKES ISLANACAK"

Türkiye’nin küresel sisteme birçok açıdan bağlı hale geldiğini, bu bağlılığın iyi zamanlarda iyi, kötü zamanlarda ise kötü sonuçlar doğuracağını, dünyada olup biteni anlamadan Türkiye’de yaşananları anlamanın mümkün olmadığını savunan Akçay görüşlerini şöyle dile getirdi:

"Bu yaşadığımız kriz muson yağmuru gibi, herkes bir şekilde ıslanacak. Kimisi baştan ayağa sırılsıklam olurken, kimisi daha az ıslanarak kurtaracak. Türkiye’nin bu krizden az hasarlı çıkması yönünde bir muhabbet var. Bence bunun yolu büyük ekonomi olmaktan geçiyor. Bizim bu krizdeki tek şansımız finans sisteminin çok büyük olmaması. Bizde de şimdi Obama benzeri bir liderlik gerekiyor. Kapitalizm bu krizle daha sıhhatli bir gelişim gösterecek. Önemli olan bu geçiş dönemini daha az sıkıntılı geçirmek."

"BANKALARIN GÖREVİ KREDİ VERMEK DEĞİLDİR"

Cevdet Akçay, reel sektör ile finans sektörü arasındaki ilişkileri değerlendirirken şunları söyledi:
"Finans sektörü kötü, reel sektör iyi, ya da reel sektör kötü finans sektörü iyi gibi bir durum olamaz. Bankalar iyiyse reel sektör de iyidir. Bankalar 2001 krizi sonrasında portföylerinde bonodan çıkarak reel sektöre kredi açtılar ve bu şekilde büyüyerek büyük bir başarı hikayesi yarattılar. Bankaların portföylerinde bonodan krediye geçişleri de gönüllü oldu. Bankaların görevi kredi vermek değildir. Kredi vermek bankaların amacıdır. Görevleri ise hissedarlarını korumaktır."

Krizle mücadelede geçici önlemlerin işe yaramayacağını vergi indirimi gibi adımların geçici değil kalıcı olması gerektiğine değinen Akçay "Tüketici harcama kalıbı oluştururken mevcut gelirine değil gelecekte almayı planladığı gelire göre harcama yapar. O yüzden öngörülebilir gelir önemlidir. Bu nedenle teknik önlemler işe yaramaz,kişilere geleceğe ilişkin gelir hesabı yapabilecek kalıcı önlemler sunmak gerekir" görüşünü ifade etti.

"2009 DA FİNANSMAN İHTİYACI 15-45 MİLYAR DOLAR ARASI"

Cari açıkla ilgili değerlendirmelerde de bulunan Akçay şunları dile getirdi:  "2008’de 47 milyar dolar civarında olacağı hesaplanan cari açığın 2009 yılında 30 milyar dolar düzeyine ineceğini tahmin ediyoruz. Çünkü Türkiye’nin enerji faturası ciddi oranda azalacaktır. Petrol fiyatı eğer 60 dolar civarında kalırsa cari açık 30 milyar dolar olur, petrolün fiyatı 60 doların altına inerse cari açık da 20 milyar dolarlı rakamlara düşer.Türkiye’nin 2009’da finansman ihtiyacı 15 ile 45 milyar dolar arasındadır. Eğer IMF anlaşma olursa zaten 20 milyar dolar civarında bir rakam buradan gelir. IMF’nin olumlu sinyali çok önemli. Bu durumda Türkiye’nin finansman ihtiyacı hem kolaylaşır, hem de ihtiyaç azalır. IMF’yi öcü gibi göstermek bugünkü siyasi iktidarın bence en önemli yanlışı olmuştur."

ADİDAS GENEL MÜDÜRÜ: "HERKES BÜYÜMENİN BÜYÜSÜNE KAPILDI"

Panelde görüşlerini açıklayan Adidas Genel Müdürü Haluk Özmutlu da, alışveriş merkezlerinin (AVM) geçen yıllarda büyük artış gösterdiğini ve sayılarının altıya, yediye katlandığını belirterek şunları belirtti: 

"AVM’lerde çok hesapsız bir büyüme oldu ve biz de bu büyümenin içinde yer aldık. Bir anlamda yamyamlaşma olgusu yaşadık hep birlikte. Bu olağanüstü büyümenin büyüsüne kapıldık. Ancak yaşanan bu büyümenin olumlu yanı da yatırımların çoğalması ve perakende sektörüne yeni markalar kazandırmış olmasıdır.Yerli marka süreci hızlandı. Tüm bunlar perakende sektörünün de büyümesini sağladı."

"KRİZE BAĞIŞIKLIK KAZANMAK OLMAZ"

Özmutlu, Türkiye’nin de krizle yüzleşmesi gerektiğini vurgulayarak görüşlerini şöyle özetledi:

"Kriz krizdir. Krize bağışıklık kazanmak olmaz. Kriz kızamık hastalığı gibi değil ki bağışıklık kazanalım. Grip gibi düşünsek bile gribin de binbir çeşidi var. Eskiden kurda bir yükselme olduğunda biz de bu artışı fiyatlara yansıtabiliyorduk. Şimdiki krizde fiyatlara dokunamıyoruz bile. 2001 kriziyle bu krizin mukayese edilmemesi gerekir. Çünkü Türkiye ekonomisi ve şirketler 2001 dönemine göre çok büyümüş durumda. Dolayısıyla krizden çıkış hem daha sıkıntılı hem de daha maliyetli olacak. Krizin sonsuza kadar sürmeyeceğini biliyoruz. Ben kendi iş yaşamımda 6 kriz yaşadım. Bu anlamda kendi kuşağımızı bahtsız bir kuşak olarak niteliyorum." (ANKA)

Kaynak:
http://finans.mynet.com/newsDetail.asp?typec=AnaSayfaHaberler&id=O1227709962408&date=26Kasim2008&type=anasayfa

Yorum (0) Yorum yaz!

"Altınları yastık altında saklamayın"

Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Türkiye'de altını yastık altındaki tasarruf olarak saklamamak gerektiğini belirtti.



Unakıtan, Uluslararası Altın Zirvesinde, bugünlerde yaşanılan krizin dünyanın krizi olduğunu, dünyanın da bu krizi beklemediğini ve şaşkınlık içerisinde bulunduğunu ifade etti.

Türkiye'nin son zamanlarda yapmış olduğu değişimlerle global ekonomiye daha fazla entegre olmaya başladığını anlatan Unakıtan "ABD'de alınan iyi bir karar anında buraya yansıyor. Buralarda bir bakıyorsunuz borsalarda bahar havası esiyor, bir bakıyorsunuz kış olmuş her taraf soğuk buz gibi" diye konuştu.

Eskiden beri önlemler aldıklarını ifade eden Unakıtan, krizin olağanüstü hal olduğunu, devamlılık arz etmediğini, bunun geçeceğini söyledi.

"Geçici olan bir şeyin üzerinde de çok fazla enseyi karartmanın alemi yok" diyen Unakıtan, bunun önlemini almak ve üzerinde çok dikkatli durmak gerektiğini, hükümetin geceli gündüzlü bunun üzerinde çalıştığını, gerekli önlemleri aldıklarını, almaya da devam edeceklerini söyledi.

Unakıtan, yapılan araştırmalara göre dünyadaki altın rezervinin 42 bin ton olduğunu, Türkiye'deki altın rezervinin de 6 bin 500 ton olarak ifade edildiğini hatırlatarak, Türkiye'de altın üretiminin başladığını, arama çalışmaları sonunda 700 tonluk bölümün hazır hale getirildiğini bildirdi.

Sektörün 250 bin kişiye istihdam sağladığını, Türkiye'nin altın ve mücevherat ürünlerinde de 141 ülkeye ihracat yaptığını anlatan Unakıtan, "Bazı çulsuz ülkeler hariç hepsine satıyor, çünkü her yerde bunun alıcısı var. Hanımların olduğu yerde bu alınır" dedi.

Unakıtan, sektördeki ithalat ve ihracat rakamlarına da değinerek, 6 milyar doları aşkın ithalat, 1 buçuk milyar dolar oranında da ihracat bulunduğunu kaydetti.

YASTIK ALTINDAKİ ALTIN

Kemal Unakıtan, altının para gibi olduğunu, tasarruf amaçlı bir yerde saklandığını da ifade ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Türkiye'yi bu alışkanlıklardan vazgeçirmemiz lazım. Yani altını yastık altındaki tasarruf olarak saklamamamız lazım. Çünkü yastık altındakilerin ekonomiye hiçbir faydası yok. Onları ekonomiye kazandıracak, ivme verecek bir araç haline getirmemiz gerekir. İstanbul Altın Borsası bu anlamda çok önemli. Önemli ama oradaki işlemleri arttırmamız altın üzerinde yaptığımız muameleleri çoğaltmamız türevlerini yapmamız lazım. Bunun için de kayıt içi çok önemlidir."

Unakıtan, Türkiye'nin kuyumculuk sektöründe Hindistan'dan sonra en fazla altın işleme kapasitesine sahip ülke olduğunu da vurguladı.

Kamu vicdanın çok önemli olduğunu vurgulayan Bakan Unakıtan, "Bana 'etten, sütten, sudan, ekmekten vergi alıyorsun, mücevherattan almıyorsun. Bu ne biçim iş?' diyor. Halbuki bilmiyor ki, mücevherat üzerinde yüzde 20 gibi ÖTV var. KDV yok ama ondan çok daha fazla ÖTV var. Onu da bazı art niyetliler görmek istemiyor, istismar ediyor. Kamuoyunu etkiliyorlar" diye konuştu.

Bu duruma engel olmak gerektiğini, sektörün buradaki gayretlerinin önemli olacağını dile getiren Unakıtan, sektör temsilcilerinin kendilerine geldiğini ve onlarla çeşitli toplantılar yaptığını anlattı.

Maliye Bakanlığı olarak çok yükleri bulunduğunu ifade eden Unakıtan, "Ümit ediyorum bir çözüm buluruz ve bu sektörün önünü daha da açarız. İnanın sizin kadar isteyenlerden birisi de benim ama buna adaletli bir çözüm bulalım. Bu çözüm herkesi rahatlatsın" şeklinde konuştu.

Unakıtan, İstanbul Altın Rafinerisi tarafından merhum Ömer Halaç'ın adını yaşatmak amacıyla verilen Ömer Halaç Onur Ödülünü de İstanbul Altın Borsası Başkanvekili Osman Saraç'a sundu.

Kaynak:
http://finans.mynet.com/newsDetail.asp?typec=AnaSayfaHaberler&id=O1227785841897&date=27Kasim2008&type=anasayfa

Yorum (0) Yorum yaz!

Bankalara "karşılık" desteği geliyor

Merkez Bankası, küresel mali krizin bankacılık sektörüne etkilerini azaltmak amacıyla yeni kararlar hazırlıyor. Bankaların, bünyelerindeki mevduat için Merkez Bankası’nda tuttuğu zorunlu karşılıkların oranı indirilecek.



Küresel mali krizin etkilerinin yoğunlaşmasıyla birlikte bankacılık sektörü, önlem beklentileri arasına zorunlu karşılık oranlarının indirilmesini de aldı. Konu, hem hükümetle hem de Merkez Bankası’yla yapılan toplantılarda gündeme getirildi.

Bankacılar, zorunlu karşılık oranlarının yüksek olmasının kullanılabilir kaynakları azalttığını belirtirken, Merkez Bankası krize karşı önlemler için açıkladığı yol haritasına oranlarda indirimi de ekledi.

Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz’ın 30 Ekim’de Bankalar Birliği yönetimine sunduğu önlemler listesindeki diğer uygulamalar hayata geçirilirken, banka zorunlu karşılık oranlarında da indirim çalışması başlattı.

Halen yabancı para için zorunlu karşılık oranı yüzde 11, Türk Lirası için ise yüzde 6. İndirim kararını, Merkez Bankası Banka Meclisi alabiliyor. Banka meclisi üyeleri, bankanın bütçe çalışmaları nedeniyle bir haftadır Ankara’da bulunuyor. Ayda bir toplanan Meclis’in kısa sürede kararı alabileceği ve hükümetin açıklayacağı önlemler paketi içinde indirimin de yer alabileceği belirtiliyor.

Bankaların Merkez Bankası’nda şu anda döviz cinsinden zorunlu karşılıklarının tutarı 17 milyar 736 milyon YTL. Türk Lirası cinsi zorunlu karşılıklar ise bir veri olarak kamuoyuna açıklanmıyor. Ancak bu tutarın da 25 milyar YTL’ye yakın olduğu hesaplanıyor. Merkez Bankası’nın zorunlu karşılık oranlarını mevcudun yüzde 10’u kadar bile azaltması halinde bankalara 4 milyar YTL’nin üzerinde taze kaynak yaratılacağına dikkat çekiliyor.

Kaynak:
http://finans.mynet.com/newsDetail.asp?typec=AnaSayfaHaberler&id=O1227793612326&date=27Kasim2008&type=anasayfa

Yorum (0) Yorum yaz!

"IMF görüşmeleri henüz netleşmedi, devam ediyor"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, IMF ile görüşmelerin henüz netleşmediğini ve devam ettiğini söyledi.



Erdoğan, AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanlığı tarafından Bilkent Otel'de düzenlenen "Uluslararası İş'te Kadın Kongresi"nden ayrılırken gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Ekonomik paketin ne zaman açıklanacağına ilişkin bir soru üzerine Erdoğan, ekonomik paketle ilgili çalışmalarının devam ettiğini belirtti ve "Şu gün denmez" dedi.

Çalışmaları tam, sağlıklı olarak neticelendirdikten sonra gerekli açıklamaları yapacaklarını ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:

"Biz aslında peyderpey paketi uygulamaya koyduk. Varlıkların Türkiye'ye nakli ve içerdeki varlıkların bu noktada kayıt altına alınması hususları aslında paketin bir nevi adımıdır. Yani bir insan, bir girişimci kendi kayıt dışı varlıkları var da eğer bunu sermayesine bir güç olarak ilave etmiyor, sürekli olarak devletten böyle bir şey bekliyorsa tabii ki doğru bir şey değil. Onun için finans sektörüne de bazı davetlerimiz çağrılarımız oldu biliyorsunuz. Kredi çağırma gibi bazı yanlışların içine girmemeleri hususunda hep beraber taşın altına elimizi sokacağız ve en az zararla bu krizi atlatacağız."

Erdoğan, IMF'ye ilişkin bir soru üzerine, "IMF ile görüşmeler henüz netleşmedi devam ediyor" dedi.

Bir gazetecinin "Yıllardır sizi takip eden muhabirlerin Başbakanlığa akreditasyonları iptal edildi. Bu konudaki görüşünüz nedir?" sorusunu da Erdoğan, "Arkadaşlar, muhabirler yalan yanlış haber yapıyorsa akreditasyonları iptal edilebilir. O medya organı veya grubu bir başkasını göndersin. Yalan yanlış haber yapanlarla biz yola devam etmeyiz. Bizim ölçümüz o. Yalan yanlış haber yapmayacak" diye yanıtladı.

Kaynak:
http://finans.mynet.com/newsDetail.asp?typec=AnaSayfaHaberler&id=O1227784967148&date=27Kasim2008&type=anasayfa

Yorum (0) Yorum yaz!

Kriz İngiliz Mobilya Devini de Vurdu



İngiltere'nin en büyük mağaza zincirlerinden biri olan Woolworths, yönetim kurulu tarafından alınan kararla yönetimini kayyuma devretti.

Woolworts'un 815 mağazasının şimdilik açık tutulacağı, ancak zincirde çalışan 30 bin kişinin işlerini kaybetme tehdidiyle karşı karşıya bulundukları bildirildi.

Woolworths'un zor duruma düşmesinde ödenemeyen 385 milyon sterlinlik borcun bulunduğuna dikkat çeken uzmanlar, İngiltere'de mobilya piyasasının en büyüklerinden olan ve zincir mağazaları bulunan MFI grubunun da yıllar süren finansal güçlüklerin sonunda yönetimini kayyuma devretmeye karar verdiğine dikkat çekti.

Woolworts sözcüsü gelişmeleri doğrularken, şimdilik bütün mağazalarını açık tutmayı istediklerini, çalışanlarının maaşlarının da önümüzdeki cuma günü ödeneceğini bildirdi.

Gelişmeleri değerlendiren İngiltere'nin Çalışma Bakanı Tony McNulty işlerini kaybeden herkese yardıma hazır olduklarını belirtirken, piyasadaki herkesi gelişmeleri dikkatle takip etmeye çağırdı.

Kaynak :
http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/10453448.asp?gid=229

Sinan Aydemir

Yorum (0) Yorum yaz!

Dünya Markası ‘Elegant’ Battı, 1800 Kişi İşsiz Kaldı

EV tekstili sektöründe ‘Elegant’ markasıyla ünlenen, bu alanda dünyanın 3’üncü büyük firması olan Gaziantep’te kurulu Tekerekoğlu Tekstil A.Ş.’de sonun başlangıcına gelindi. Bir dev çökerken, bin 800 kişi işsiz kaldı.


Yaklaşık 42 milyon dolar borcu bulunduğu belirtilen şirketin iki fabrikası kredi borcu nedeniyle satıldı, diğer 3 fabrika ile gayrimenkuller de satışa çıkarılıyor. Şirketteki kriz, ortak kardeşlerin biribirini suçlamalarına da yol açarken, çöküşü son ekonomik krizin tetiklediği savunuldu.

1975’te iki nakış makinesi, 30 işçi ile başlayan üretim serüveninde dünyadaki ilk 3 firma arasına giren, ‘Elegant’ markasıyla dünyanın 54 ülkesine ev tekstili ürünleri ihraç eden Tekerekoğlu Tekstil, 1999’da İran’da bir devlet kuruluşu olan İpra ile ortaklık kurdu. Ortaklık fabrika için 6 milyon dolar harcadı. Ancak, İranlı ortak Türkiye İş Bankası’nın verdiği teminat mektubunu kabul etmeyince yatırım, binanın tamamlanması aşamasında kaldı.

Bu arada, geçen süreçte diğer fabrikalarının makinelerini sürekli modernize eden şirket, Türkiye’nin en modern makinelerini satın aldı, zaman zaman banka kredisi kullanıp, dövizle borçlandı. Bu yıl yaşanan kriz ve dövizdeki hareketlenmeler şirkette mali sıkıntıya yol açtı. 45 bin metrekare alanda büküm, brode, gipür ve dokuma üretimi yapan, yurtiçi ve dışında 300’ü aşkın bayide Elegant markalı ürünleri satılan şirket, dövizli kredi borcunu ödemekte güçlük çekti, 2008’in başından itibaren de ciddi bir kriz başladı. Başta Çin olmak üzere Uzakdoğu’dan gelen ucuz ve kalitesiz malların da etkisiyle satış grafiğinde düşüş yaşamaya başlayan ve ödeme sıkıntısı çeken şirket, iç ve dış pazar payını artırmak için sıkça bayi toplantıları yaptı, buna karşılık sıkıntı aşılamadı. Bu sıkıntılar şirket ortakları Arif, Mustafa ve Cemal Tekerekoğlu kardeşlerin de arasını açıp, ortak karar alınamayınca, 38 milyon dolar olan kredi borcu ödenemeyip, 42 milyon dolara ulaştı.

MAAŞ VE TAZMİNATLAR ÖDENEMEDİ

Çalışanların maaşlarını ödeyemez hale gelen şirket yönetimi, önce 5 fabrikadaki işçilerin bir bölümünü ücretsiz izne ayırdı. Aylarca maaş ödenememesi ve sıkıntının aşılamaması üzerine özellikle son 6 ayda kademeli olarak işçi çıkarılmaya başlandı, çıkarılan işçilerin yasal hakları da ödenemedi. Ödeme noktasındaki tıkanıklık aşılamayınca 5 fabrikada üretim durduruldu, toplam 1800 işçi işsiz kaldı.

Dünya markası olmuş bir şirketin batmasıyla birlikte işsiz kalan çalışanlar, faiz ve gecikme bedelleriyle birlikte toplam 5 milyon YTL’yi bulduğunu söyledikleri alacaklarının ödenmesi için, kent merkezinde, ‘Tekerekoğlu Tekstil 104 trilyonluk servetini Finansbank ile anlaşarak 39 trilyona satıp, tekrar Cemal ve Mustafa Tekerekoğlu’na devredip, tüm işçi, maliye, SSK, belediye borçlarının üstüne yatacaktır. İşçi, haklarını mahkeme yoluyla kazanmasına rağmen alamıyor. Buna kim dur diyecektir’ yazılı el ilanları dağıtmaya başladı.

AĞABEY KARDEŞLERİNİ SUÇLADI

İşçilerin bu iddiasının yanı sıra, son dönemde Tekerekoğlu Tekstil A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı olan Arif Tekerekoğlu, kardeşleri yüzünden şirketin battığını öne sürüp, şunları söyledi:

“Bizim şu anki mal varlığımız 300 milyon dolar. Bize fabrikaların maliyeti 250 milyon dolardır. Borcumuz 42 milyar dolar. Biz bu borcu öderdik, ama kardeşlerimin yanlışları yüzünden battık. Ben şunu iddia ediyorum ki, burada anlaşmalı bir satış var. Fabrikayı alan banka burayı yeniden kardeşlerime satacak. Onlar da makineleri İran’a götürecekler. Ben geçim sıkıntısı çekiyorum. Tesislerimizde bin 54 makinamız vardı. Aylık 3-3.5 milyon dolarlık üretimimiz vardı. Bunu 5- 6 milyon dolara da çıkarmamız mümkündü. Bizi yıkan en önemli neden kurumsallaşamamaktır. Ben de şu anda şoktayım. Mücadele etmeye devam edeceğim. Bu şirket böyle bitmeyebilirdi. Çok basit bir operasyonla bu sorun çözülebilirdi. Kimsenin canı yanmazdı. 11 ay beklediler, bu işi yaptılar. BDDK lütfen burayı izlesin. Ahmet’in fesini Mehmet’e giydirdiler. İddia ediyorum bu fabrikanın makineleri yakın bir gelecekte İran’a gönderilecek.”

‘KRİZİ YÖNETEMEDİK’

Suçlanan 2 kardeşten şirketin yönetim kurulu üyesi Cemal Tekerekoğlu ise, şirketlerini dolar kurlarındaki istikrarsızlığın yanı sıra, iç piyasadaki pazar daralması, bilinçsiz rekabet, bazı firmaların fiyatları aşağı çekmesi, elektrik, işçilik fiyatlarının yükselmesinin batırdığını söyledi. Kriz yönetiminde de başarılı olamadıkları için bu hale geldiklerini kaydeden Cemal Tekerekoğlu şöyle konuştu:

“Krize karşı başarılı olamayınca da böyle bir şeyle karşı karşıya geldik. Banka 1 yıl boyunca bekledi, ama olmadı. Biraz da ailevi problemler oldu. Dolar 4 yıldır istikrarsız. Arif Bey’in rüyasından uyanması lazım. Bir gayrimenkulü 5 liraya satmak istiyorsunuz 2 lira veriyorlar. Sen istediğin kadar at, ‘benim fabrikamın değeri şu kadar’ de. Banka ile anlaştığımız iddiaları da doğru değildir. Ben alacaklılarımın da karşısına çıkıyorum. Arif bey nerede? Telefonları kapalı. Niye o zaman Moskova’da yaşıyor. Gelsin fabrikasının önüne hesaplaşsın.”

ÖDÜLDEN 2 GÜN SONRA HACİZLİ SATIŞ

Geçen yıl yaptığı 18 milyon 598 bin 167 dolarlık ihracat nedeniyle 22 Kasım’da Gaziantep’te Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen’in de katıldığı törenle Türkiye İhracatçılar Meclisi’nce ödüllendirilen şirketin 5 fabrikasından 2’si, başarı plaketi verilen bu törenden 2 gün sonra Finansbank’a olan yaklaşık 34 milyon YTL’lik borcundan dolayı konan haciz nedeniyle satışa çıkarıldı.

Gaziantep 4’üncü İcra Müdürlüğü’nce, 24 Kasım’da 19 milyon 227 bin YTL muhammen bedelle satışa çıkarılan fabrikaya, tek alıcı şirketin alacaklısı banka oldu. Tek teklifi veren Finansbank, 18 milyon YTL’ye 34 bin metrekarelik kapalı alanı bulunan 2 fabrikayı makineleriyle birlikte satın aldı. Alıcı çıkmayan diğer 3 fabrika ve gayrimenkullerin satışı ise 4 Aralık’a ertelendi. Şirketin iflas etmesiyle 1800 kişi işsiz kaldı.

İngilizce’de ‘Zarif’ anlamına gelen ’Elegant’ markasıyla dünyanın 54 ülkesine ev tekstili ürünleri ihraç eden Tekerekoğlu Tekstil A.Ş., dünyanın sektörde 3’üncüsü olmasına karşılık, ödeme sıkıntısı nedeniyle peş peşe icraya verildi. Finansbank’ın yanı sıra şirkete kredi veren diğer bankalarla birlikte SSK da 5 milyon YTL’lik prim alacağı, TEDAŞ 800 bin YTL’lik elektrik borcundan dolayı şirket hakkında icra takibi başlattı.

Kaynak : http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/10454720.asp?gid=229

Sinan Aydemir

 

Yorum (0) Yorum yaz!

Maaşı 1 dolara indi

Dünyanın en büyük sigortacısı olan American International Group'un (AIG) CEO'su Edward Liddy, iki yıl boyunca yıllık sadece 1 dolar maaş alacağını açıkladı.



Zor durumda bulunan AIG, ABD hükümetinden şu ana kadar 150 milyar dolarlık bir yardım aldı.

AIG ve benzer batık şirketlerin CEO'ları, yüksek maaşları nedeniyle son zamanlarda çok eleştiri alıyordu. Bu eleştiriler üzerine bir açılama yapan Liddy, gönüllü olarak maaşını 1 dolara indirdiğini duyurdu.

Liddy, "Vergi verenlere ve hissedarlara karşı olan sorumluluğumuzu biliyoruz. Bu davranış aynı zamanda şirketin gelecekteki başarılarına olan inancımızı da sergiliyor" dedi.

Kaynak:
http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/10447894.asp?gid=229

Yorum (0) Yorum yaz!

Bankaların Muhteşem Dönüşü


Bankacılık devi Citigroup'un kurtarılması, mali sektör hisselerini coşturdu. Finans devlerine gelen alımlarla ABD borsaları da hızlı bir yükseliş gerçekleştirdi.

Dün Avrupa ve Türkiye'de yaşanan parti gece ABD'de devam etti. Hem Obama'nın ekonomi kurmaylarını seçmesi hem de Citigroup'un hükümet tarafından kurtarılması, Dow Jones'un günü yüzde 4.9 yükselişle tamamlamasını sağladı. Dow Jones gün sonunda 8 bin 443 puana çıkarken, S&P 500 de yüzde 6.47 artışla 852 puana tırmandı.

Cuma günkü ralli de göz önüne alındığında Dow Jones puan bazında tarihinin en büyük iki günlük yükselişini gerçekleştirmiş oldu. Yüzdelik bazda ise son 21 yılın en büyük yükselişi gerçekleşti. Dow'da işlem göre hisseler iki günde tam 11.8 değer kazandı.

OTOMOTİVİ BIRAK BANKALARA BAK 

Otomotivle ilgili olumsuz haberlere sıkılan Wall Street'i kurtaran bu kez bankalar oldu. Özellikle Citigroup ile ilgili kurtarma haberleri sektöre büyük moral oldu.

Geçen hafta yüzde 60 değer yitiren Citigroup, sadece bir günde bu kaybını geri aldı. Hisseler dün yüzde 57 oranında yükselirken, sektörün kalanına da öncülük yaptı.

Morgan Stanley ve Merrill Lynch yüzde 32, Bank of America yüzde 23, JPMorgan Chase yüzde 19, Wells Fargo yüzde 15 ve American Express yüzde 10 değer kazandı.

Kaynak :
http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/10435300.asp?gid=229

Sinan Aydemir

Yorum (0) Yorum yaz!

Derviş'ten kriz yorumu

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Başkanı Kemal Derviş, “dünyayı saran ekonomik krizden belki ders olarak alınabilecek en önemli konu, mümkün olduğu kadar ulusal tasarrufları arttırmak, yatırımların büyük bölümünü ulusal tasarrufa dayandırmak” dedi.



29 Kasım-2 Aralık 2008 tarihleri arasında Katar'ın başkenti Doha'da düzenlenecek uluslararası kalkınma toplantısıyla ilgili olarak düzenlenen basın toplantısına katılan Derviş, toplantının ardından yaptığı değerlendirmede, BM'nin Doha'daki toplantıda 2009 yılında genel olarak dünya ekonomik büyümesiyle ilgili olarak öngörüsünü açıklayacağını, o yüzden bugün ekonomik büyümeyle ilgili rakamlar vermenin doğru olmayacağını söyledi.

Derviş, “Hiç kuşkusuz ciddi bir yavaşlama yaşıyoruz, bu tabii zengin ülkelerde başladı, fakat bütün dünyayı şu anda etkiliyor.” dedi.

Derviş şöyle devam etti:
“Her ne kadar zengin ülkelerde herhalde negatif bir büyümeye tanık olacaksak da, gelişmekte olan ülkeler ve özellikle Doğu Asya'daki ülkeler bir yavaşlamayla karşı karşıya, ama buna rağmen büyümeleri devam ediyor. Bu bütün dünyadaki ekonomilerin birbirlerine bağlı olduğunu gösteriyor, fakat aynı zamanda çok yüksek ulusal tasarruf oranlarına sahip ve dolayısıyla yatırımlarını ulusal tasarruflarıyla finanse eden ülkelerde büyümenin daha az yavaşlayacağı ve zor duruma rağmen devam edeceğini gösteriyor.”

Kaynak:
http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/10434298.asp?gid=229

Yorum (0) Yorum yaz!

« Önceki | Sonraki »