« Önceki | Sonraki »

Var mısın yok musun Erdoğan?

Reyting canavarıyla başa çıkamayan Acun, bu kez yarışmasına Başbakan'ı konuk etmek istedi. Ancak Erdoğan, red cevabı verdi.



Programı reyting canavarına yenilen Acun Ilıcalı, yarışmacı koltuğuna starları oturtmak için kolları sıvadı. Dünya starlarıyla yaptığı görüşmeler olumsuz giden Acun, bu kez soluğu Başbakan Tayyip Erdoğan'ın yanında aldı.
Tarkan 1 milyon $
 
Takvim Gazetesi'nin haberine göre, Başbakan'ın yarışmacı koltuğuna oturması için dil döken Acun, olumsuz yanıt aldı. Erdoğan, Acun'un teklifine "red" cevabı verince Acun Ilıcalı, bu kez gözünü magazin dünyasına dikti.
 
Christina Aguilera, Bruce Willis gibi dünya starlarıyla görüşen Acun, şimdilik sadece Tarkan'la anlaştı. Tarkan'a programa yarışmacı olarak katılması için 1 milyon dolar teklif eden ünlü yapımcı, olumlu yanıt alınca bu kez de Cem Yılmaz ve Okan Bayülgen'in kapısını çaldı. Yılmaz'ın da teklifine sıcak baktığını yakın çevresine söyleyen Acun, Bayülgen'in de "Varım" demesi için resmen dua etmeye başladı.

Zararına konuk
 
İki sezondur devam eden programda 500 milyarlık ödülün kimseye çıkmaması yarışmanın reytingini alt üst etmişti. Kanaldan uyarı alan Acun, dünya ve Türkiye starlarıyla "zararına" bile olsa anlaşıp, tekrar eski günlerine dönmek için çaba sarf etmeye başlamıştı.


Kaynak:
http://haber.mynet.com/detail_news/?type=Actuel2&id=O1226839458892&date=16Kasim2008

Yorum (0) Yorum yaz!

Kıraç evlendi

Kıraç evlendi Ali Tufan Kıraç ve Ayşe Şule Bilgiç, yıllardır süren birlikteliklerini evliliklerle sonuçlandırdılar.


 
KIRAÇ VE AYŞE ŞULE BİLGİÇ'İN EN MUTLU GÜNÜ

Nikah Fenerbahçe Faruk Ilgaz tesislerinde gerçekti. Nikahı Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk kıydı. Gelin ve damadın nikah şahidi, TMC Yönetim Kurulundan Cevat Saraç ve Mustafa Karahan oldu.

Ünlü sanatçının yakın dostlarının ve ailelerinin yeraldığı geceye Aziz Yıldırım, Ali Koç , Fenerbahçe  kulübündeki tüm dostları katıldı. Kıraç'ın minik bir konser verdiği gecede, düğün pastası yerine Maraş doldurmasını kesildi.  Kıraç,  kendi yöresine ait bu geleneği, düğününde gerçekleştirdi....


Kaynak:
http://haber.mynet.com/sayfali/populer-kultur/Kirac-evlendi/16Kasim2008/O1226834196783/2

Yorum (0) Yorum yaz!

Anne bak göreceksin bir gün...

15. MTV Avrupa Müzik Ödülleri'nde “Avrupa'nın En İyi Sanatçısı” ödülüne layık görülen Emre Aydın'ın Antalya'da yaşayan ailesi, oğullarının başarısıyla gurur duyuyor.



EMRE AYDIN'A ÖDÜLÜ BÖYLE VERİLDİ / VİDEO 

MUHTEŞEM GECEDEN KARELER

FOTOĞRAFLARLA EMRE AYDIN  

6. Cadde adlı grupla katıldığı “Sing Your Song” adlı beste yarışmasında birincilik kazanarak müzik dünyasına adımını atan Emre Aydın, MTV Avrupa Müzik Ödülleri'nde aldığı “Avrupa'nın En İyi Sanatçısı” ödülüyle de adını tüm dünyaya duyurdu.
“Afili Yalnızlık”, “Git”, “Belki Bir Gün Özlersin” gibi sevilen parçalara imza atan 27 yaşındaki sanatçının yakaladığı başarı, Türkiye genelinde takdirle karşılanırken, Emre Aydın'ın
Antalya'da yaşayan ailesi de büyük gurur yaşadı. Antalya'da eczacılık yapan Şaban ve Nermin Aydın çifti, iki çocuklarından büyüğü olan Emre Aydın'ı İzmir'deki konseri sırasında ziyaret ederek başarısından dolayı kutladı.
Çalıştıkları eczanede tebrikleri kabul eden anne Nermin Aydın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Emre Aydın'ın müziğe ilgisinin çocukluk yıllarına dayandığını anlattı. Oğlunu oyuncakçıya götürdüğünde her çocuk gibi silah, araba almak yerine müzik aletlerini tercih ettiğini belirten Nermin Aydın, ilkokul üçüncü sınıftayken de saz kursuna giderek bir enstrüman çalmaya başladığını dile getirdi.
Nermin Aydın, oğlunun beşinci sınıftan itibaren de gitar çalmak istediğini ve kendisini kursa gönderdiklerini belirterek, oğlunun okulda çok başarılı bir öğrenci olmasına rağmen kendini müziğe adadığını kaydetti.

-“ZEKİ MÜREN KASETLERİNİN ÜZERİNE KAYIT YAPARDI”-

Oğlunun müziğe ilgisinin enstrüman çalmakla sınırlı olmadığını, albümlerindeki parçaların büyük bölümünün söz ve müziğinin de oğluna ait olduğunu dile getiren Aydın, “Küçükken bizim evimizde hiç sağlam kaset olmazdı. Ben Zeki Müren'i çok severim. Kaseti aldıktan sonra bir, iki kez dinleriz. Sonra dinleyeceğiz diye koyarız, bir bakarız ki Emre üzerine kayıt yapmış” dedi.
Emre Aydın'ın henüz çocukken bestelediği parçaları kasetlere kaydettiğini belirten Nermin Aydın, şöyle konuştu:
“Daha ortaokul çağlarında, 'Anne bak göreceksin ben İngiltere'de şarkı söyleyeceğim' diyordu, ben de 'tabi anneciğim' diyordum ama hayalleri gerçekleşmez ve hayal kırıklığına uğrar diye de üzülüyordum. O gerçekten de İngiltere'de şarkı söyledi. 12-13 yaşındaki sözünü 27 yaşında gerçekleştirdi.”

-“DERS ÇALIŞ” KAVGALARI-

Aydın, lise yıllarında oğlunu ders çalışmaya zorlamalarına rağmen, onun müzikle ilgilenmeyi tercih ettiğini belirterek, şunları söyledi:
“Lise yıllarında hep müziğe ağırlık verdi. Kavgalarımız da zaten bu yüzden oluyordu. Biz 'ders çalış' diyorduk, o müzikle ilgileniyordu. Emre böyle yaptıkça aramız da açıldı. Biz diş hekimi olsun, hayatı garanti olsun istiyorduk. Onun bu noktaya geleceğini bilsem desteklerdim o yaşlarda, ama bilmiyorsunuz ki... Bir sürü müzikle uğraşan insan var. Her 'yıldız olacağım' diyen olamıyor ki. Emre üstüne basa basa, 'Anne ben Türkiye'de bir numaralı isim olacağım, hayatımı bununla kazanacağım. Para kazanmak için değil, bu işi sevdiğim için yapacağım. Başka işi yapmam' diyordu. O böyle dedikçe, daha çok üstüne gidiyorduk, 'nasıl ekmeğini kazanacak' diye...”
Nermin Aydın, oğlunun hırsı ve yeteneği sayesinde bugüne kadar önemli başarılar yakaladığını, bundan sonra kendisinden çok daha büyük başarılar beklediklerini kaydetti.
Aydın ailesi olarak oğullarıyla gurur duyduklarını dile getiren Nermin Aydın, “Şimdi onun dünya çapında tanınan bir müzisyen olma hayali var. Bunu da yapacağına inanıyorum. Çünkü bugüne kadar 'yapacağım' dediği her şeyi yaptı” dedi.

Kaynak:
http://www.hurriyet.com.tr/magazin/anasayfa/10341620.asp?gid=229

Yorum (0) Yorum yaz!

Gözlerimiz birbirimize ilk değdiğinde

Kıraç, Ayşe Şule Bilgiç ile 15 Kasım'da nikah masasına oturuyor.

KIRAÇ-AYŞE ŞULE BİLGİÇ FOTOĞRAFLARI

Uzun yıllardır birlikte olan ünlü şarkıcı Kıraç'la, "Rüzgarın Kızı" olarak ünlenen ve motosiklet üzerine yazıları yazan Ayşe Şule Bilgiç, nikah masasına oturuyor. Fenerbahçe Tesisleri'nde 15 Kasım'da yapılacak nikaha birçok ünlü isim davetli. Çift, nikah davetine şunları yazdı: "Bizim için her şey yıllar önce başladı. Yıllar önce gözlerimiz birbirine ilk değdiğinde sevdik birbirimizi. Bu sevgiyi resmileştirdiğimiz 15 Kasım 2008'de bizimle olmanız dileğiyle..."
Çift, nikah davetini fotoğraf çerçevesi şeklinde hazırladı.

Kaynak:
http://www.hurriyet.com.tr/magazin/anasayfa/10329993.asp?gid=229

Yorum (0) Yorum yaz!

Tolga çıplak

Komedi Dükkanı" adlı programla çıkış yapan, Tolga Çevik, bu günlere hiç kolay gelmedi.



"Komedi Dükkanı" adlı programla çıkış yapan, bir yandan televizyon programı bir yandan da reklamlarla ekranı 'parselleyen' Tolga Çevik, bu günlere hiç kolay gelmedi. Uzun yıllar tiyatro sahnesinde performans sergileyen Çevik’in, işi icabı sahnede çıplak kaldığı bile oldu! Hafta Sonu dergisi, işte o günleri ve o ilginç oyunu yeni sayısında sayfalarına taşıdı.

Bugünlere kolay gelmedi

"Komedi Dükkanı" adlı programla müthiş bir çıkış yapan, Tolga Çevik, bugünlere kolay gelmedi. Uzun yıllar tiyatro sahnesinde performans sergileyen Çevik’in, sahnede çıplak kaldığı bile oldu! Hafta Sonu dergisi işte o günleri sayfalarına taşıdı.

1974 yılında İstanbul’da doğan Tolga Çevik, Yeditepe Oyuncuları’nın atölyesine katıldı önce... O sırada "Bu işi  okumak lazım" diye düşündü ve konservatuvar sınavlarına girdi. Kazanamadı. Ama o duygu, onu çok rahatsız etti.

Atölyedeki hocalarından Göksel Kortay’ın yardımı ile Amerika’ya gitti. Robin Williams ve Tommy Lee Jones gibi ünlü isimler hocaları arasındaydı... 1996’da Central Missouri State University’nin, Tiyatro Anasanat Dalı Oyunculuk Bölümü’nden mezun oldu. Yurda döndüğünde Hadi Çaman’a "Ben döndüm, teşekkür ederim" demeye gitti ama kendini bir anda "Küheylan" oyununda buldu. Küçük bir rolle başlayacağını düşünürken, dördüncü gün anladı başrolün kendisinin olduğunu... Rolü biraz ilginçti. Dinsiz bir babayla dindar bir annenin hatalı davranışları arasında sıkışıp kalmış, yitik bir yaşam geçiren Alan’ın öyküsü anlatılıyordu oyunda...

Bütün gün İncil’le büyüyen bir çocuğun odasında duran İsa resminin yerini birden bire bir at kafasının aldığını düşünün. Ve beyninde ikisini nasıl bütünleştirdiğini... At, bu çocuğun her şeyi oluyor ve onu bir çıkmaza sürüklüyor. Oyunda, Alan’ın atıyla yaşadığı erotizm ve çıplaklık da var. Ekip, "Seyirci bundan rahatsız olur mu" diye düşünmüş işin başında, ama sonra tedirginliği üzerlerinden atmışlar.

Tolga Çevik, rolü ile ilgili olarak 11.01.1997 tarihli Hürriyet gazetesine verdiği röportajda "Oyun öyle bir tempoda başlıyor ve öyle bir tempoda bitiyor ki, seyircinin gözüne batmıyor bu. Bu çıplaklık bence yeterli" demişti.

Buradaki oyunuyla jüri özendirme ödülünü aldı. 2001 yılında "Vizontele" filmiyle Beşiktaş Kültür Merkezi’yle tanıştı. "Vizontele Tuuba" ve "Organize İşler"de kendini iyice gösterdi. Avrupa Yakası’na kuzen Sacit olarak katıldı. Sonra Salih Kalyon’la TV8’de "Komedi Dükkanı"na başladı. Ancak projeyi TRT’ye taşırken usta oyuncu ile yollarını ayırdı.

Bir yandan "Komedi Dükkanı" diğer yandan reklam serisi derken, "Avrupa Yakası"ndaki Sacit’i de bıraktı.

Şimdi "Komedi Dükkanı"nda her hafta farklı bir konuk oyuncu ile yoluna devam ediyor.


Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/magazin/anasayfa/10230862.asp?gid=229&sz=70114

Yorum (0) Yorum yaz!

Zafer Bayramı'nda sokak konseri var

Astoria Alışveriş Merkezi, Zafer Bayramını sokakta kutlayacak. Teoman, Gülben Ergen ve Emre Altuğ konserlerde halkla buluşacak ..

Bu sene, 86. yılını kutlayacağımız 30 Ağustos Zafer Bayramı, yarın muhteşem bir kutlamayla hafızalara kazınacak. Şişli Belediyesi ve Astoria AVM'nin kültür etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilecek görkemli kutlama şöleni için Şişli Belediyesi Binası önünden Vatan Gazetesi binasının önüne kadar olan bölüm, saat 10.00'dan itibaren araç trafiğine kapatılacak.

Ücretsiz!
Saat 16.00'da start alacak olan 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlama şöleninin merkezi, Astoria'nın önünde kurulacak sahne olacak. Teoman, Emre Altuğ ve Gülben Ergen, birer saatlik üç ayrı konser verecek. Üstelik ücretsiz!


Kaynak :http://www.sabah.com.tr/gny/haber,4D104EC2A1A340C4BC01E0B20F7F87C9.html

Derya YİĞİTTÜRK

Yorum (0) Yorum yaz!

Bar kapısından çevrildiğim çok oldu

Yüxexes dergisi, Nejat İşler'e müziğin hayatına kattığı şeyleri sordu.


Nejat İşler'i ilk olarak "Şehnaz Tango" dizisindeki uzun saçlı asi genç olarak tanıdık. Hemen ardından ayaklarını masanın üzerine uzatmış, "müziğimiz biraz sert diye neden süt içmeyecekmişiz?" diyen haliyle arz-ı endam etti reklam kuşağında... Ve bir süre sonra adı hep rock müzikle anılır oldu. Yüxexes dergisi, ünlü oyuncu ile ortağı olduğu Tezgah adlı mekanda buluşup, müziğin hayatına kattığı şeyleri sordu.

Nejat İşler'in rock müzik ile tanışması 1985-1986 tarihlerine denk geliyor. "Bir arkadaşım bir gün bir kaset getirdi: L.A.Guns... Dedim ki bu adamlar tamamdır ya, benim isteyip de yapamadığımı yapıyorlar!" L.A.Guns'ın Crocked and Loaded albümü, arkasından Stryper derken bir şeyler başlıyor ve sonra da film kopuyor zaten...

Daha ufacıkken belliymiş aslında böyle asi bir tavrı olacağı, 5 yaş civarında anne babasına "Niye getirdiniz beni dünyaya?"diye soran bir çocukmuş Nejat İşler!

OYUNCULUĞA SEVEREK BAŞLAMADIM

 
Bir müzik tutkunu Nejat İşler. Teşvikiye'de, sokaktaki tezgahında plak ve kitap sattığı yıllar süresince pek çok plak biriktirmiş. Fakat maalesef parasız kaldığı bir dönemde geçinebilmek için -12 tanesi hariç- tüm plaklarını satmak zorunda kalmış. En sevdiği, yıllar boyunca dönüp dönüp dinlediği, kısaca o satmaya kıyamadığı 12 plağın içinde yer alan isimler sorulduğunda "Whitesnake!" diyor kısaca... "Çok isim var aslında, ama Whitesnake'in özel bir yeri var, çünkü bir sürü ahlaklı geçinen tipin arasında ahlaksızlığı o kadar güzel verdiler ki, hastası oldum! O ahlaksızlığın estetiği hoşuma gidiyor, sadece müzikte değil, sinemada da öyle... Bunu güzel veren yönetmenlerin işlerini de çok beğeniyorum."

Sinema, oyunculuk demişken... Bir de oyunculuk konusundaki düşüncelerini almak istiyoruz: "Oyuncu olmak benim için tesadüfi bir şey. Yani ben çok severek ve tutkuyla falan oyuncu olmadım. Böyle oluğu için de ilk zamanlarda çok bir beklentim yoktu, sonraları tecrübe ile oluştu elbette ama o zamanlar en rahat edebileceğim, çok fazla yorulmayacağım işleri seçmeye karar verdim tabii ki. Çünkü bir laf var Türkiye'de, ki bence profesyonelliğin en güzel tanımıdır: İşi bileceksin, işe gitmeyeceksin!"

BAŞARILI BİR HERİF DEĞİLİM

İyi bir müzik dinleyicisi olmanın dışında müziğin yapımına katkıda bulunma girişimlerinin de olup olmadığını soruyor ve 90'lı yıllarda birkaç vokal girişimi olduğunu öğreniyoruz: "Ama başarılı bir herif değilim kesinlikle!" Çok hoşuma giden bir laf var: 'Dünyada neden meslekler var? Herkes müzisyen olamadığı için!" Bence çok iyi bir laf. Çünkü müzik çok acayip bir şey!"

En Son Mehmet Günsur'un düğünü için bir geceliğine kurulmuş ve o nedenle de adı "One Night Stand" olan bir grubu var! Nejat grupta bas çalıyor. Hâlâ arada sırada bir şeyler çalıyormuş kendi kendine, ama müzisyenlik söz konusu olduğunda çok mütevazı duruyor: "Öyle ucundan bir şeyler çalıyorum işte, hâlâ... Bir de arada sahneye fırlayıp birkaç tane şarkı söylüyorum..."

Bir dinleyici olarak günümüzde Türkiye'deki rock müzik ortamı ile ilgili hoşuna giden şey; nihayet artık gerçekten bir şeyler yapmak isteyen birilerinin kendilerine var olma şansı bulabilmesi: "Çünkü pazar öyle büyüdü ki, herkese şans veriyorlar artık. Allahtan! Bu aşağılıkça bir tavır aslında ama işini yapmak isteyen bir sürü insana da yarar. Bir şey bilirim ve onu takip ederim; birine 'iyi film çeken yönetmen' demen için en az 3 tane iyi filmi olması lazım. Aynı şekilde birine iyi müzisyen demen için de 3 tane iyi albüm yapmış olması lazım. Şarkı değil ama albüm! 3 taneyi tutturan çok az isim var, hem Türkiye'de hem de dünyada! Listelerde kaçıncı sıraya gelirsen gel, o 3 albümü yapman lazım. İnandığım birileri var mı peki Türkiye'de ya da dünyada? Var, olacak da. Ama zor bir dönemde yaşıyoruz her şey için...

KORSAN YANLISI SANATÇI

Korsan ve mp3 konusuna gelince, insanların bu olaya bu kadar takılması canını sıkıyor, çünkü o tam tersi korsandan ve mp3 indirmekten yana: "Efendim, CD satışları falan filan... Öyle bir şey yok, eğer samimiysen ve kendi müziğinin dinlenmesini istiyorsan bunlara takılmazsın. Malı üreten, düşünen, emek veren kişi bunlara takılmaz. Takılanlar, bunların üzerinden para kazananlardır! Bizim müziğimizi dinleyen insanların çoğu bilinçlidir. O yüzden bir sorun olmaz. Ben de bilinçli tüketicinin hastasıyım."

Ama korsan kitap söz konusu olduğunda durum farklı. İşin içine matbaanın girmesi kalitesizlik ve hata riskini artırdığı için korsan kitabı sevmiyor.

Mp3 konusuna sıcak bakmakla birlikte kalitesizliğin de karşısında duruyor Nejat İşler. Aslında sıkı bir plak hastası. "Benim için plak çok kaliteli bir şey. Onun üzerine bir şey de büyük ihtimalle gelmeyecek. Dışarıdan bakan biri için çok para kazanan biri olabilirim ama hâlâ evimde stereo dinlemeyi seviyorum. Plağın yeri çok ayrı benim için, keşke bugün de herkes sırf plak bassa! Yurtdışında basıyorlar ama bizde maalesef bitti."

BİZİM KAPIDA GÜVENLİK OLMAZ

Ortağı olduğu Tezgah'ta en çok önem verdiği iki şey var: Kapı ve tuvalet. Tuvaletler her zaman temiz olacak ve kapı önünde güvenlik olmayacak! Peki hiç güvenlik sorunu yaşamamışlar mı? "Çok yaşadım. Ama yine de güvenlik almayacağım. Çünkü benim çok kapıdan döndüğüm oldu, çok itici. Gerek yok. Neyi koruyorsun ki içeride? Çok rahatsız olduğum zaman dayıyorum Sepultura'yı, açıyorum sesini de, zaten çekip gidiyorlar. Kalıyorsa da dursun zaten, tamamdır, Sepultura'ya alışacak belli ki...

Galatasaray Lisesi'nden Cezayir Sokağı'na doğru giderken sağda yer alan, kitapçı, cafe ve bar olarak hizmet veren Tezgah, üç arkadaşın (Nejat, Ferruh ve Sinan) 1991 yılında Teşvikiye'de açtıkları seyyar tezgahın bir uzantısı ve onlar için çok önemli. Hatta tabelada "Teşvikiye'deki Tezgah" yazıyor aslında ama uzun olduğun için "Tezgah'ı bırakmışlar: "O soğuklarda tezgahta beklerken, böbreklerinizi kaybedip siyatik olurken, hayalimiz hep 'sıcak bir yerde, ne olur sıcak bir yerde bir şeyler yapalım' idi. O yüzden bu dükkanı açtık aslında. Burası bizim çocuğumuz, 17 yıllık hamileliğin çocuğu..."

BİRA PARASIYLA KONSERE GİTTİ

Konserler de Nejat İşler'in beslendiği bir başka alan. Sevdiği grupların konserlerini kaçırmamaya özen gösteriyor. Kaçırdığı için en çok üzüldüğü konser ise Bostancı Gösteri Merkezi'ndeki Alan Parsons Project konseri olmuş. Gidememe nedeni ise aynı gün Fenerbahçe'nin maçı olması! Eğer kesinleşirse Kıbrıs'taki Pink Floyd konseri, bu yaz gitmek istediği konserlerden bir tanesi. "Pink Floyd kesinlikle Türkiye'ye de gelmeli, biraz müzik dinleyelim" diyor. Pink Floyd dışında Türkiye'de görmek istediği isimler Toto ve Journey.

Konserlerle ilgili pek çok ilginç ve güzel anısı var Nejat İşler'in; 91'de Açıkhava'daki Jethro Tull konserine girebilmek için mahalle bakkalından aldığı biraları bir araba buzluğuna koyup satmış ve ondan kazandığı parayla, normalde 2 gün olup da yoğun ilgi nedeniyle 5 güne çıkarılan konserin 5 gününe de gitmiş! Bir keresinde yine Açıkhava'da, şimdi kimin olduğunu hatırlamadığı bir konsere kurnazca bir son dakika manevrasıyla girmeyi başarmış. "Çulsuzuz, ama kapının önünde duruyorduk, derken biri gelip bir başkasına -atıyorum- 'Ahmet Menteşe'nin biletleri bilmem nerede' gibisinden bir şeyler söyledi. Adamı takip ettim, davetliler kapısına gitti ve 'Merhaba, ben Ahmet Menteşe!' diyerek konsere girdim."

Türkiye'nin en güzel rock şarkıcısı Yıldız Tilbe

Nejat İşler kendini sadece rock müzik ile sınırlamıyor aslında, her şeyi dinliyor: "Yıldız Tilbe benim için Türkiye'nin en güzel rock şarkıcısı mesela... Arif Sağ, Türkiye'nin Joe Satriani'si... Burhan Bayar, Müslüm GÜrses'e yaptığı düzenlemelerde Türkiye'nin John Kalodner'i... Türkiye'de rock var! Bir düşünsene aslında 70 milyon asinin arasında yaşıyorsun! Yani burada anarşist olmanın pek bir manası yok, çünkü herkes öyle!"

Aort damarım kesik yaşıyorum

Şöhret, Nejat İşler'in baş edemediği en büyük sıkıntı. Karşısına çıkan insanların Nejat'a değil de "Nejat İşler"e bakması onu rahatsız ediyor. Herkesin bakışını üzerinde hissetmeden toplu taşıma araçlarına binememek örneğin, bir oyuncunun en önemli beslenme kaynaklarından olan "hayatı gözlemleme" imkanını elinden alıyor. Bu hakkı elinden alındığı için de doğal olarak tepkili bu duruma. "Aort damarım kesik yaşıyorum şu anda. Ben insanları seyredemedikten sonra ne anlamı var? Onlar bana bakarken ben onları nasıl seyredebilirim ki!"

Echoes Production'dan Bülent Burgaç Whitesnake'i Türkiye'ye getirdiğinde, Nejat'a hayranı olduğu David Coverdale'i İstanbul'da dolaştırmasını teklif etmiş. "Durdum ve düşündüm. Şimdi David Coverdale ve ben mesela bir kebapçıya gitsek, kebapçı hangimize hürmet eder? Maalesef bana! Yanımdaki David Coverdale, koskoca dünya starı yani! Ama adam onu tanımaz ki! Dolayısıyla ona böyle bir şey yaşatmak istemedim, çünkü ben yalanım yani! Yanında ezilip büzülmek istemedim ve giremedim o işe, yapmadım..."

Kaynak : http://www.hurriyet.com.tr/magazin/anasayfa/9768906.asp?gid=222&sz=21011

Derya YİĞİTTÜRK

Yorum (0) Yorum yaz!

Teoman Fahişeler İçin Şarkı Yazdı



Şarkıcı Teoman, tanıştığı fahişelerden etkilenerek onları anlatan bir şarkı yazdı. İşte o ilginç şarkının sözleri ve öyküsü...

NTV'de Yekta Kopan'ın sunduğu 'Gece Gündüz' programına konuk olan şarkıcı Teoman, tanıştığı fahişelerden etkilenerek onlar için yazdığı şarkıyı anlattı. Teoman, bu şarkıyı yazarken bir kişinin dalgakırandaki bankta bir fahişe ile dünya hali üzerine konuşmasını hayal ettiğini belirtti.

Teoman, "Tanıştığım zaman, konuştuğum zaman onların kendi içlerinde hem dünyayı takmaz, çok light gözüküp de böyle hissetmedikleri anları da görüp, ben öyle hissettiğim için öyle bir şarkı yazdım. Bir fahişe ile konuşma bu" diyerek şarkının nereden çıktığına açıklama getirdi.

Teoman'ın şarkısındaki şu sözler dikkat çekiyor:
"Tek başıma bu vücutla fırlatıldım bu dünyaya.

Aşk da basit, pişmanlık da...

Hayat hoyrat bu zamanda.

Şahin kuşa, kuzgun leşe,

Ben değil bu dünya fahişe."

Kaynak :
http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=Fahiseler_icin_sarki_yazdi__193567_8&tarih=13.08.2008&Newsid=193567&Categoryid=8

Sinan Aydemir

Yorum (0) Yorum yaz!

Beckham'dan Samimi Açıklamalar!



Los Angeles Galaxy'nin kaptanı David Beckham ünlü erkek dergisi 'Men's Health'e poz verdi. 12 ağustos'ta piyasaya sürülecek olan dergiye röportaj veren yıldız futbolcu hayatı ve kariyeri hakkında konuştu.

KESİNLİKLE şu an bulunduğum yerden, benim ve ailemin çevresindeki çılgın kalabalıktan memnunum.

BAZI GENÇLER beni rol model olarak görüyorsa bundan çok onur duyarım. Önmeli olan şu konumda kendini nasıl taşıdığın.

İNSANLAR BANA sürekli niçin kendini bu kadar strese sokacak bir konuma soktuğumu soruyorlar, sahip olduğum ün ve yaşantım bana enerji veriyor.


FUTBOLUN ABD'DE POPÜLER olması için en az 5-10 yıl derek. Ben ne yaptığımı biliyorum, burayı seçerken Amerika'daki potansiyeli gördüm, uzun zaman içinde futbolun bu ülkedeki en popüler spor dallarından biri olacağına inanıyorum.

ÇOCUKLARIMLA VAKİT GEÇİRMEYİ HERŞEYE TERCİH EDERİM, insanlar bana golf oynayıp oynamadığımı soruyorlar, birkaç sene önce çok sıkı dersler alıyordum, ama işin açıkçası dört saat golf oynamak yerine o zamanı çocuklarımla oyun oynayarak geçirmek isterim. Golf hem çok heyecan verici hem de bunaltıcı bir spor dalı.

HER ZAMAN KAZANMALIYIM; ben gerçekten çok kötü bir kaybedenim. Bir şeyi takım olarak kaybetsek bile ben bunu kişiselleştirim ve bu duygu benimle uzun bir süre gider.

GİYİM STİLİM, şey.. ne yaptığımı kesinlikle biliyorum

FUTBOL HAYATIMDA BABAMIN YERİ kesinlikle büyük. Çok iyi oynayıp kazansan bile, 'iyiydin ama bak şuralarda hataların vardı' der. Yaklaşık 200 maçtan sonra Avrupa kupası finaline geldiğimde bile onun için yeterince iş başaramamıştım. Ve bunu hiç bir zaman başaramayacağım.

Kaynak : http://magazin.superonline.com/haber/2008/08/05/55989.html

Sinan Aydemir

Yorum (0) Yorum yaz!

Kızımla çapkınlığa gidebiliriz

TV 8 ekranlarında Şebnem Özinal' ın sunumuyla ekrana gelen "Hayatta Ne Varsa" programına kızı Elif ile birlikte konuk olan Nurseli İdiz, genç anne olmanın avantajlarından bahsederken "O 23 ben 47 yaşındayım, tabi arkadaş gibi oluyorsunuz. Beraber çapkınlığa bile gidebiliriz istesek..." şeklinde konuştu... 24 yaşında anne olduğunu söyleyen İdiz "Hiç bir genç artık 30 -35 yaşından önce anne olmayı tercih etmiyor" dedi.

özcan demir

kaynak: http://fotoanaliz.hurriyet.com.tr/galeridetay.aspx?cid=12189&rid=4369

Yorum (0) Yorum yaz!

« Önceki | Sonraki »